25 Kasım 2020 Çarşamba Saat:
01:49
24-09-2020
  

Feylesof Dr. Tuba Kermanî ile Röportaj

Şia yani; velayet ve imamet çizgisinde olanlardır. Onlar Peygamber Efendimizin (saa) kendilerine zafer ve kurtuluş vadi verdiği kimselerdir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

30 farklı ülkede konferans vermiş, Merhume Feylesof Dr. Tuba Kermanî ile bir röportaj.

 

 Röportaj: Nesrin Misbahî

 

 

İlk soru olarak lütfen bizlere ‘Şiîli’ği tanıtır mısınız?

 

Dr. Kermanî Hanım: Şiîler ve Şiî kadınlardan bahsetmek istersek, İmamların (as) verdiği tanıma göre “Şiî” kelimesiyle genel olarak tanışmak daha doğru olur. Olayın aslı şudur; Peygamber Efendimiz (saa) minberde iken, yüzünü Ali ibn-i Ebu Talib’e dönerek, şöyle buyurdular: “Ya Ali! Canım elinde olana yemin ederim, sen ve Şiaların kurtuluşa erenlersiniz.” Bu bizlere, gerçek Şiîlerin vesayet ve imamlık saflarında olduğunu göstermektedir; Onlar Peygamberimiz tarafından zafer ve kurtuluş vaadi verilen kimselerdir.

 

Ama sorunuza cevap vermeden önce şunu da söylemeliyim ki, biz Şiaların bir slogandan daha fazla slogana sahip olmamamız gereklidir ve onu da sözü doğru olan İmam Cafer-i Sadık’tan (as) almalıyız. Bunu dil alışkanlığı yapmadan düzenli olarak bir örnek gibi önümüze koymalıyız; o buyruk da şudur: “Bize süs olun; utanç kaynağı değil!” Ey Şialar! Bizi süsleyen insanlar olmalısınız, bizim utanç kaynağımız değil. Eğer bizim sloganımız bu olursa; ilerleriz, konuşuruz, ders okuruz… Bütün davranışlarımız, sözlerimiz, kalplerimiz, niyetlerimiz, düşüncelerimiz tüm hepsi Ehl-i Beyt’in (as) olduğu şekilde olur. Onlara ne kadar yakın veya onlardan ne kadar uzak olduğumuzu bu şekilde görürüz.

 

Bir noktaya değinmeme izin verin lütfen: Amerika Birleşik Devletleri’nde birkaç Müslüman bir arada oturuyormuş; hikâye birkaç yıl öncesine ait. Amerika okullarını beğenmeyen iyi bir gencimiz İsviçre’ye gitmek istemiş. İyi bir çocuk ama gençliğinden dolayı bazen yaramazlıklar da yapıyor tabi. Görünüşe göre diğer gençler ondan ayrıldıklarında, onun daha çok yaramazlık yapmasından endişeleniyorlardı.

 

Parti yaptıkları ve ayrıldıkları gece herkes onunla konuştu. Partide bulunanlardan birisi ona şöyle sordu: ‘Eğer size İsviçre’de dinin ne olduğunu sorarlarsa, nasıl bir cevap verirsin? Dedi ki: ‘Gurur duyarak; Müslüman’ım derim.’ Dediler ki: ‘Eğer mezhebin nedir? diye sorarlarsa, ona ne cevap verirsin?’ Dedi ki: ‘Gurur duyarak; İmam Cafer-i Sadık Şia’sıyım derim.’ Biri ona dönerek şöyle söyledi:

 

‘İmam Sadık’ın (as) beğenmediği bir işi Şia adına yapmış olmayalım! İmam Cafer-i Sadık karşımıza çıkıp şöyle sorarsa; Biz sizin bizi tanıttığınız gibi miydik?’

 

Peki, size göre İmam Sadık’ın (as) çektiği çizgi ve istediği yol nedir? İmam Cafer-i Sadık (as) tarafından sevilmek için ideal bir Şiî kadını olarak hangi ahlaki, bilimsel ve mesleki özelliklere sahip olmalıyız?

 

Dr. Kermanî Hanım: Şiîliğin erkeği kadını yoktur. Onların kıymetli insanların kendileri bizleri cinsiyetimize göre asla ayırmadılar. Bu nedenle birçok durumda, özellikler ortaktır. Fakat yalnızca kadına özel önemli roller verildiğinde, onları Şiî bir kadın olarak yansıtması gerekir. Kadının rolü erkeğin rolünden farklıdır. Bana göre Şia kadınların daha ağır bir sorumluluğu vardır; sadece Şia kadınlar değil, tüm Müslüman kadınlar için bu söz konusudur. Bu nedenle meseleye yakından bakacak olursanız; Fransa veya Almanya gibi Avrupa ülkelerinde “başörtüsü yasağı” meselesi ne zaman gündeme gelse, onların yalnızca kadınları dikkate aldıklarını sanmayın. Hayır, onlar İslam’ın geleceğini, Şiîlerin geleceğini çarpıtmak istiyorlar. Peki, neden? Çünkü bu kadın, sadece kendisinin değil, bir toplumun da kaderini elinde tutmaktadır. Olması istenen Şia İslam Toplumu onun eğitimiyle belirlenebilir. Dolayısıyla tüm dünyada Şia kadını, ailenin yetiştirilmesinde ana etken ve asıl yapı taşıdır. Toplumu oluşturan ve inşa edendir.

 

Eğer kadın İlahi hükümlere itaatsizlik ederse Allah korusun Şia, toplum olarak büyük sıkıntılar çekecektir. Öyleyse Şiî kadını İmam Hüseyin’in çizgisi üzerinde olmalıdır. Bu nedenle Şia kadını her attığı adımda, her söylediği sözde Allah’ın dinini güçlendirip güçlendirmeyeceğini görmelidir. Yükü çok ağırdır; bir nesli yetiştirmekten sorumludur.

 

Müslüman kadınların günümüzdeki konumunu nasıl görüyorsunuz? Gerçekten nasıllar ve nasıl olmalılar? Geleceklerini nasıl görüyorsunuz? Doğru yoldalar mı?

 

Dr. Kermanî Hanım: Ne yazık ki dünya üzerindeki Şiîler uyumlu bir organizasyona sahip değiller ve bu nedenle birbirlerinin durumu veya birbirlerinin deneyimleri hakkında pek bir şey bilmiyorlar. Birbirlerinin zayıflıklarını veya güçlü yanlarını bilmiyorlar. Günümüz Şiî kadınlarının durumu da doğal olarak budur. Ama nasıl olmaları gerektiği ve geleceklerinin nasıl olacağı, ulaşmamız gereken ideallerdedir. Net ayak izleri, gördüğümüz iyi işaretler vardır. Örneğin, Tanzanya’da büyük bir Şiî topluluğu hep birlikte çalışma yapıyorlar. Bu çok iyi bir işaret veya İngiltere’de yani Birleşik Krallık’ta düzenli olarak çalıştıklarını görüyoruz. Bu tür örnekler var. Ama benim sorum şu; biz Şiîler’in dünyanın neresinde olursak olalım birbirimizi bulup, güçlü yönlerimizi bir diğerine söylememiz gerekmez mi? Bu vesileyle hem öğrenmiş ve bilgilenmiş oluruz hem de kalbimizi güçlendirmeyi başarırız.

 

Olmamız gereken uluslararası uyuma sahip değiliz. Bazı hamleler yapıldı ama bunlar maalesef yeterli değil. Dolayısıyla sermayeyle değil, günümüz medya iletişimiyle böyle bir hamle yapabilirsek, hareket çabuklaşacaktır. Günümüzde internetin saniyeler içinde yaptığı şeyi yapmak yıllarca mümkün değildi. Aklımızda bulunan planlar, engin ufuklara açılan hayaller, gelişmelerden haberdar olacağımız bir veri tabanı oluşturabilirsek ve bunları internet üzerinden birbirimize aktarabilirsek, bunların organize olmak için iyi adımlar olduğunu düşünüyorum. Birbirimizden haberdar olmak, birlik olmak ve yardım etmek bu şekliyle bir hayli mümkün.

 

Elbette böylesi güzel örnekler de yok değil; internete girdiğimde, Almanya’da Şiî bir kadının oldukça güzel çalışmalar yaptığını, olayları çok güzel bir şekilde aktardığını, elinden geldiğince Şiîliğe dair haberleri ilettiğini gördükçe şefkatli ve bilgili Şiîlerden yoksun olmadığımızı anlıyor ve ferahlıyorum. Ancak birbirimizin deneyimlerinden yararlanmak için bunları birleştirmeliyiz. Ne kadar çok ilerleme kaydedileceğine şaşırırız inanın! Şefkatliyiz ve imkânlarımız var, yaptığımız çalışmaların güzelliğine inanıyoruz; öyleyse bunu yapmalıyız. Bunlar öyle sebeplerdir ki; hangi toplum bunları yaparsa muhakkak zirveye ulaşacaktır.

 

Bazıları, ‘bize para verirseniz sizin için çalışırız’ diyorlar ve buna üzülmüyorlar. Çalışmak için isteklendirme yok. Fakat isteklendirme ve inanç Şii’nin kalbindeki inancıdır. Şimdi bir birimizin deneyimlerini öğrenmek için bu bağlantıları kurarsak, pek çok tuhaf şey yapılabileceğini düşünüyorum.

 

 

Kermanî Hanım bu konuda ülkemizdeki kadınların bilimsel faaliyetlerini ve eğitimini nasıl görüyorsunuz? Dediğiniz gibi diğer ülkelere kıyasla yürüyebilirler mi?

 

Dr. Kermanî Hanım: Kıyaslamak gerekirse, modern dünyada ülkemiz bir nevi Şiîlerin yurdu konumunda; Ali ibn-i Ebu Talib’in (as) evi sayılacak istisna ülkelerden birisi. Hal böyle olunca ben ne diyebilirim ki? Herhangi bir eğitim ve bilgi düzeyine sahip bir kadın ve herhangi bir pozisyonda gücü yettiğince, bilgi ve birikimi miktarınca, etkili adımlar atabilir. Şiî bir kadının özelliği budur ve günümüzde İran’da, Şia kadınların hatta evdeki kadınlar dahi dünyaya sunabilecekleri güzel ve iyi rol modelleri olduğunu söylemekten mutluluk duyuyorum. Kadınlarımızın her biri, dünyanın dört bir yanındaki Şiîler için birer yol gösterici hükmündedirler. Bu konuda bir kıyaslama yapmak gerekirse İranlı kadınlar birinci sırada yer alır.

 

Ama şöyle de önemli bir nokta var ki; bir yandan Şia kadınları olarak kadınlarımız küresel kibir ve despotizmle karşı karşıyalar ve bir diğer yandan da Müslüman kadınlar olarak öncelikle, kendilerine hiçbir değer verilmeyen Müslüman kadınların durumuyla ilgilenmek zorundalar. Yani gerçek Şiî kadınları, bir yandan onları oyuncak olarak gören ve onlarla oynamak isteyen küresel küstahlıkla mücadele etmeli, öte yandan gerici ve kadına gerekli değeri vermeyen kemikleşmiş düşünce ve adetlerle uğraşmak zorundadır. Dolayısıyla Şiî kadınların çok ağır bir misyonu var ve iki cephede savaşmaları gerekiyor. Ne yazık ki savaşmamız gereken bir konu, modernize ve modernite olarak adlandırılan ve maalesef sadece temelsiz ve mesnetsiz yenilik olarak adlandırabileceğimiz Feminizmdir ve bu bir çeşit kadını istismardan ibarettir. Diğeri ise kadınlar hakkında yaşanan gericilikle savaşmaktır. Özellikle kadınların eksik olduğunu iddia edenlere karşı, kadınların bu çehresini silip, kadınların bu yüzünü daha belirgin hale getirmek gerekir. Bu nedenle görev ağırdır. Güç, çaba, yatırım ve hareket ise bu misyona yetecek kadar değildir.

 

Farklı milletlerden oluşan geniş Şiî toplumunda, hem etkili hem de kilit roller oynayan yüksek eğitimli ve profesyonel kadınlar görüyor musunuz?

 

Dr. Kermanî Hanım: Çok güzel bir soru, ama aynı zamanda cevaplaması da bir o kadar zor; çünkü etkili ve elit kadınlarımızın durumunu belirlemek için sağlayabileceğimiz bir istatistik ve başvurabileceğimiz ve buna dayandırdığımız bir veri tabanı bulunmamaktadır. Ancak tek sorunumuz bu değil, diğer bir sorun da dünyadaki diktatörlerin, her türlü baskı ve adaletsizliği protesto etmek için, Şiîlerin okun uç kısmı gibi olduğunu anlamış olmalarıdır. Bu nedenle, bu protestolara dikkat etmek isterse, kendisinin de başı derde girecektir. Bu nedenle Şiî kadının gerekli bilimsel bilgiyi, doğru eğitimi ve zengin Şiî-İslam kültürünü bulamaması için başörtüsü yasağı, terörizm vb. gibi çeşitli başlıklar altında elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Olur da bir gün uluslararası merkezlerde ve forumlarda Şiî kadın, kilit kaynaklarda ve karar alma mekanizmasında olursa, İslam dünyasının çıkarına bir karar alabilir.

 

Tarih boyunca önde gelen Şiî kadınlarımız oldu ve şu anda da tüm dünyada var ama onlardan kaç tane olduğunu kesin olarak söyleyemiyoruz, bir de dış faktörler bu bilgiyi bulmamıza izin vermiyor.

 

Sizce kadın hareketinden veya önemli ve göze çarpan toplumsal hareket diyebileceğimiz Şiî veya Müslüman kadın hareketinden bahsedebilir miyiz?

 

Dr. Kermanî Hanım: Bu hareketin izlerinin önce İran’da, sonra Filistin ve Irak’ta görüldüğünü düşünüyorum. Geçek şu ki; Şiî kadınlar az bir bedel ödemedi. Ama bahsettiğim bu kuruluşun olmaması nedeniyle adını söyleyip “Şiî kadınların özel hareketi” diyemezsiniz. Böylesine özel bir isme sahip olabilmek için dünyadaki Şia sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirmek gerekiyor. Bu kuruluşlar şu anda değerlendirilmektedir ve bunlar uluslararası toplumun çalışma gücüdür. Şiî kadınlar birinci olarak misyonlarını, ikinci olarak mevcut durum ve atmosferi anlarsa, üçüncü olarak dünyanın kamusal ve uluslararası atmosferinin farkına varırlarsa, dördüncü olarak kendilerini bu uluslararası forumların diplomasi ve diliyle donatırlarsa, beşinci olarak uygun araçları bulup özellikle zamanın dilini bilerek, özellik olarak “hareket” diyebileceğimiz ve ona gerçek bir var oluş verebileceğimiz hareketin dilinin kesinlikle uzun vadede değil yakın gelecekte gerçekleştirilebileceğine inanıyorum.

 

‘Kadın Çalıştayı’ adı verilen bir alan, üniversitelerde bir müddettir popüler. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu tür dallar hangi süreci izler? Kadınların ahlaki, bilimsel ve ruhsal durumunun iyileştirilmesine yardımcı olur mu? Güçlü-zayıf yönleri nelerdir? Son olarak toplumda hangi rolü oynarlar?

 

Dr. Kermanî Hanım: Bir dereceye kadar bu alanın oluşumunda yer aldığım için konuya vakıfım diyebilirim. Aslında bu alanın asıl amacının kadınların manevi gelişimini onarmak ve geliştirmek değil, dünyada popüler hale gelen alanlardan birisi olarak açılmış bir kapı olduğunu söylemek isterim. Nedense kervanın gerisinde kalmak istemedik, yerel ve milli kültürümüze uygun olması için onu kurmaya, formatında ve içeriğinde değişiklikler yapmaya çalıştık. Ancak bu alanın ana amacının, özellikle Şiî kadınların manevi statüsünü yükseltmek olduğunu görmedim.

 

Bizler Her şeyden yardım alabiliriz, ancak doğal olarak, bu alandakiiçerik, hocalar ve öğrenciler, hepsinin gerçekten bu amaç ve bu hedefin peşinden gitme gayesi olması gerekir. Yani siz eğer maneviyatla alakası olmayan bir öğretmeni bu dala seçerseniz ve kendi bulunduğu daldaki dersleri öğretmeyi seven bir profesör koyarsanız, hedefe ulaşabilir misiniz?

 

Diploma almak isteyen bir öğrenci, birkaç kredi geçerek hedefe ulaşabilir mi? Derlenen kitaplar, tespit edilen üniteler ve konular eğer bu konu üzerine değilse, o zaman iş çok ağırlaşır ama imkânsız demiyorum.

 

Bildiğiniz üzere bu alandaki kitaplar ve başlıklar henüz kesinleşmedi. Bu alandaki konuların başlıklarına yön vermede önemli rol üslenemez miyiz? Ve Şiî kadının maneviyatına yönlendirilmesinde kilit bir rol oynayamaz mıyız?

 

Dr. Kermanî Hanım: Bravo, bu tam olarak hedeflerden biri olmalı, hem de büyük bir hedef. Bu şekilde düşünenler, bu hedefi gerçekleştirmek için kendilerine güvenmeleri gerekir. İşin özünde tüm işlerden uzaklaşıp tek çabası bu hareketin istenilen yöne doğru gitmesi olmalıdır.

 

Ortaya çıkan bir diğer soru, Şii kadınlarının toplumsal ve siyasi çalışmaları, devletten bağımsız, sivil toplum kuruluşları şeklinde organize edilip yapılırsa daha mı etkili olur yoksa şimdi olduğu gibi bir birine bağlı olmadan ve ayrı olarak mı?

 

Dr. Kermanî Hanım: Hiçbir düzensiz iş, uyumlu çalışma olmadan, dağınık ve farklı işler şeklinde asla güzel sonuca varmadı. Bir sonuca varsa bile bu makbul bir sonuç sayılamaz. Çalışmalarımızdan güzel sonuç almak istiyorsak, çalışmalarımız sivil toplum kuruluşları şeklinde olsun veya olmasın iyi biçimlendirilmiş, organize edilmiş, amaca yönelik, planlanmış olursa güzel bir sonuca varır, aksi takdirde istediğimizi başaramayız. Hz. Ali’nin (as) buyrukları Kur’an’ın tefsiri gibidir. Vasiyet etmek ve tavsiye vermek istediklerinde, söyleyebilecekleri her şey hakkında çok güzel şey söylediler:

“Siz ikinize Allah’tan çekinmeyi ve işlerinizde düzenli olmayı emrediyorum.” 

Yani aslında işlerinizin hepsi Allah rızası için olmalı, eğer takvayı bir cümleyle tercüme etmek istersek şöyle söyleye biliriz: “işler takvanın yanı sıra Allah için olmalıdır.” İşlerinizde bir düzen sağlayın diye buyurdular. Bu, İslam dünyasının ve özellikle de Şiî dünyasının güçlü bir şekilde ihtiyaç duyduğu şeydir ve ben Şiî dünyasının bütün darbeleri özellikle buradan aldığına inanıyorum.

 

Sayın Kermanî, kadınlarla ilgili uluslararası forumlarda İslamcı dindar kadın grubunun oynayabileceği rol sizce nedir?

 

Dr. Kermanî Hanım:Uluslararası forumların atmosferini tanımalıyız, bu forumların diplomasisini ve konuşma dilini tanımalıyız, uluslararası dilleri öğrenmeliyiz, bu toplantılara katılmanın misyonunu anlamalıyız, endişelenmeli ve katılmanın zorunluluğunu anlamalıyız. Bu durumda, o topluluklarda başarılı olabileceğimizi düşünüyorum.

 

Dürüstçe söylemek gerekirse; bu toplantılara yeterince katılmadığımız için, gerekli teçhizata sahip değiliz. Şia adına seçilip katılan kimselerin aslında Şiîler hakkında herhangi bir şeyle ilgileri de maalesef yoktur. Yalnızca bu konferans ve toplantılara katılmakla ilgileniyorlar. Hedefleri var fakat bu hedef günümüz dünyasında Şiî temellerini güçlendirmek değil.

 

Şiî kadınları Şiî öğretilerine ve İslam medeniyet ve düşünce tarihine daha aşina kılmak için neler yapmalıyız? İstediğimiz hedefe ulaşabilmemiz gerektiğini kadınlara nasıl hatırlata biliriz?

 

Dr. Kermanî Hanım: Birincisi bu kıymetli kadınlarımızı birbirine entegre etmemiz gerekir, bir diğeri ise çeşitli düzeylerde yapabileceğimiz kadar çok bilimsel araştırmalar yapmalıyız. Çünkü tüm Şiî kadınlarımız bilimsel bir seviyeye sahip değiller. Sırasıyla, adım adım bir dizi konu hakkında makaleler ve programlar hazırlamak bir zorunluluktur ve şimdi Şiî-İslam dünyasında maalesef farklı dillerde düzenlenmiş kitap çalışmalarımız dahi yok. Belirli temeller üzere oturmamış birçok görev vardır, fakat bunları kurum olarak yapmak gerekir. Bu aynı okul sınıfları gibi; birinci sınıf, sonra ikinci sınıf, üçüncü sınıf, dördüncü sınıf… Ehl-i Beyt İmamlarının (as) yöntemi tam da böyle; adım-adım ve köklü çalışmalardır.

 

Peki, sizin bu bahsettiğiniz alanlarda yazı, araştırma veya makaleleriniz var mı?

 

Dr. Kermanî Hanım: Maalesef bir kitap yazmadım ama makalelerim var. Kendimi Şiîlik ve Şiî kadınlar hakkında yazacak kadar yeterli göremediğim için tutarlı ve köklü bir şey yapmadım.

 

 

 

Ehlader HABER

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler