24 Haziran 2019 Pazartesi Saat:
18:11
30-01-2019
  

Fakirlik

Fakirlik, kâfirliğe çok yakındır. Zira bir insanın bu hali, Allah’a şirk koşmaya çok yakındır.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Dini kaynaklarımıza aktığımızda fakirlik konusuyla ilgili övgü dolu ve bir o kadar da kınayıcı bilgilere rastlıyoruz. Ancak fakirlik konusuyla ilgili kısa ve öz bir şekilde şöyle diyebiliriz: Bir insanın fakirliği bazen yalnızca ve yalnızca Yüce Allah’a karşıdır. Örneğin gönlü zengin olup da insanlara el açmayan insanlar gibi. Hz. Peygamber (s.a.a) bu tür fakirlikle ilgili şöyle buyurmuştur: Fakirlik benim kıvanç kaynağımdır.

 

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de bu tür fakirleri övgüyle yâd ederek şöyle buyurmuştur:

 

Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder.[1]

 

Fakirliğin diğer türü ise insanlara karşı olan fakirliktir. Yani her zaman mali sıkıntılardan dolayı şikâyetçi olmak ve yüzsuyu döküp insanlara el uzatmanın zilletine boyun eğmek. Bu durumdaki bir insan ise eksikliğin en aşağı aşamalarındadır.

 

Hz. Peygamber (s.a.a) bu tür fakirliğe işaretle şöyle buyurmuştur: Fakirlik, dünyada ve ahirette yüzü kara olmaktan başka bir şey değildir.

 

Zira bu tür bir fakirlik yaşayan insan, Yüce Allah’ın gazapla baktığı insanlardan birisi olduğu gibi insanların da tardetmiş olduğu birisidir. Bu nedenle dünya hayatı boyunca ve ahiret hayatında hüsrana uğrayan insanlardan birisidir.

 

Fakirliğin diğer bir türü ise insanın bazen Yüce Allah’a ve bazen de diğer insanlara el açtığı fakirliktir.

 

Hz. Peygamber (s.a.a) bu tür fakirliğe değinerek şöyle buyurmuştur: Fakirlik, kâfirliğe çok yakındır.

 

Zira bir insanın bu hali, Allah’a şirk koşmaya çok yakındır.

 

Yoksul ve fakir bir insana yakışan davranış şu ki insanlardan olan beklentisini bir kenara bıraksın ve onların sahip olduklarına dönüp bakmasın bile. Kazanç konusunda seçici olsun ve her türden kazanca kucak açmasın. Ancak insan bunu ancak arzu ve emellerini kısarak ve elindekiyle yetinmeye çalışarak yapabilir. Zira hırsına sınır tanımayan birisi kaçınılmaz olarak hırs ve tamahının sürüklediği haramlar ve ahlaksızlıklara doğru sürüklenecektir.

 

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Kıyamet gününde zengin veya fakir, tüm insanlar “keşke dünya hayatında sadece bizi ölümden koruyacak kadar mal sahibi olsaydık“ diyeceklerdir.

 

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Ey yoksul ve fakir insanlar fakirliğin sevabına ulaşmak istiyorsanız kalben Allah’tan razı olun. Aksi halde bu sevaba ulaşamazsınız.

 

Emirü’l-Müminin Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: Ey insanoğlu, sana yetecek kadar dünyadan pay almak istiyorsan dünyadaki en ufak şey bile senin için yeterli olacaktır. Ancak ihtiyacının fazlasını dünyadan istersen dünyadaki tüm varlıklar bile sana yetmeyecektir.

 

İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: Sakın ola senden yukarıda olan birisine göz dikme. Bu konuda Yüce Allah’ın, peygamberine (s.a.a) buyurmuş olduğu buyruk senin için yeterlidir; “Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin.”[2]Diğer bir yerde ise şöyle buyurmuştur: “Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme.”[3]Zengin insanların hayatına bakmak hayatının tadını kaçırırsa Resulullah’ın (s.a.a) hayatını hatırla. Resulullah’ın (s.a.a) yediği ekmek arpa ekmeğiydi, yediği helva hurma idi ve yaktığı yakıt ise hurma ağacının küçük dallarıydı. Ama bunlar bile ancak bulabildiğinde kullanıyordu.

 


[1]     Bakara, 273.

[2]     Tevbe, 85.

[3]     Taha, 131.

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler