19 Eylül 2020 Cumartesi Saat:
00:02
27-04-2020
  

Ehla-Der Başkanı Diyanet Konusunu Değerlendirdi

Ehlibeyt Âlimleri Derneği Genel Başkanı Kadir Akaras konuk olduğu ON4 TV’nin “Haftanın Ardından” adlı programda Pendik/Yayalar Ehl-i Beyt Camii’ne Diyanet İşleri’nin yaptığı usulsüzlükleri ve yaptırımları anlattı.

Facebook da Paylaş

 

 

 

“Coronavirüs Gölgesinde Ramazan Ayı” konu başlığı altında gündemi değerlendiren Ehla-Der Genel Başkanı Kadir Akaras’a yöneltilen ‘Pendik’te bir camiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bir atama yapıldı ve bundan sonra gerilimli bir süreç yaşandı’ sorusu üzerine şu cevabı verdi:

 

Camiler konusunda öteden beri Türkiye'de Şiaların, Caferî toplumunun sorunu hep olagelmiştir. Devlet anayasa ve yapı olarak demokratik-laik bir yapı olarak tanımlanır ve herhangi bir resmi dini bu anlamda yoktur denilir lakin Türkiye'de 80 binin üzerinde Ehl-i Sünnet kardeşlerimize ait camimiz var ve bunların büyük bir bölümünün arsası devlet tarafından tahsis edilir, elektriği, suyu, doğalgazı ve temel ihtiyaçları da yine devlet tarafından karşılanır. Bu camilerin imam ve müezzin maaşları da devlet tarafından ödenir. Yani bunlar bizim toplum olarak, millet olarak Alevi’si, Şia’sı, Hristiyan’ı, Kürdü, Türkü bunlardan aldığı vergilerden karşılanıyor ama uygulamaya gelince; Diyanet'in Şafiîleri görmezden geldiğini görüyoruz. Sünnî Şafiîleri görmezden geliyor; onlar için Şafiî bir imam atama gibi bir şey söz konusu değil, Hanefî imam atıyor.

 

Caferî/Şiî toplumuna gelince; Diyanet bizi zaten hiçbir şekilde tanımıyor. Son zamanlarda birkaç olumlu adım atıldı ama bu son Pendik'te yaşanan olay yine o karamsarlığı ortaya çıkardı, iyi niyetimizi maalesef yok etmeye yönelik bir durum ortaya çıkarıyor. Daha önceki dönemlerde Caferî ilmihali yayınlandı; belki de bu güzel bir adımdı.

 

28 Şubat sürecinde ‘Terörle Mücadele’ adı altında bütün camiler Diyanet’e bağlanacak diye bir yasa çıkarıldı. 28 Şubat'ın o despotik yapısı içerisinde İslam'a ve Müslümanlara karşı bir operasyon yapıldı. Başörtüsüne karşı, namaz kılanlara karşı hatta şimdiki cumhurbaşkanı o süreçte bir şiir yüzünden hapse dahi girdi. Şimdi o dönemde bütün bunlar yaşanırken 28 Şubat'ta biz Türkiye'deki Caferî toplumu temsilcileri -Iğdır'dan İstanbul'a kadar- Ankara'da dönemin Meclis Başkanı, Diyanet İşleri Başkanı ve hatta Başbakanı ile görüşerek kendi derdimizi anlatabiliyorduk; ama bugün?

Kendi derdimizi özetle şöyle anlatayım; Diyanet'in Caferî camisine imam ataması Fenerbahçe'nin Galatasaray futbol kulübüne başkan atamasına benzer veya siyasi olarak bir örnek vermek gerekirse bu CHP'nin AK Parti'ye genel başkan atamasına benzer. Olayın özeti budur.

 

Bu camia 1400 yıldır yani Peygamber Efendimizin döneminden günümüze kadar Caferî/Şiî toplumu kendi camisini kendisi ve kendi parasıyla yapar, hocasını kendisi seçer, onun giderlerini de kendisi karşılar. Devletine de ayrıca vergisini verir ve bu camilere harcadığı paraların hiçbirisinde de vergiden düşmez; ne vergi kaçırır ne vergiden kaçınır. Hem tam tamına vergisini verir, hem vatanı için askerliğini yapar ve hatta bu uğurda şehit olur, hem de kendi cebinden camisini yapar, hocasını istihdam eder ve hocasının giderlerini karşılar.

 

Son zamanlarda birkaç tane camimizin doğalgazını, elektriğini Diyanet veya müftülükler kişisel anlamda yani münferit olarak hoşgörü olarak karşılamıştır ama maalesef bazı müftüler de tekfircilik yapmıştır. Bunu biz daha önceki Diyanet İşleri başkanlarına da söyledik; bu dönemde, şu andaki başkanı olan Ali Erbaş Hoca Efendiye de söyledik. Geçenlerde Üsküdar'da yine Diyanet’e bağlı bir camide, bir imamın Şiaları hedef alarak, Caferleri hedef göstererek tekfir edici sözler sarf etmesi bunlara misaldir.

 

Şimdi tüm bunlar ortadayken, Coronavirüs döneminde camiler kapalıyken, ne hoca ne de cemaat camiye gidebiliyorken, ne cemaat namazı ve ne de diğer dini aktiviteler yapılabiliyorken; bunun manası nedir? Gelin görün ki Diyanet ve bölge müftülüğünün yaptığına bakın! 3-5 tane orada muhalif, seçimi kaybetmiş ve sinirlenmiş kimseler müftülüğe gitmiş ‘bize hoca ver!’ demiş ve onlar da üç tane adamın sözüyle oraya bir hoca atamış.

 

Bu hocalar birkaç yıldır Diyanet’e bağlı ATM hocalarıdır. ATM hocası da şudur; hiçbir görev yapmıyor ama aydan aya gidip devletten maaşını alıyor. Bunlar da iki elin parmakları kadar var ya da yok. Bu olay da aslında bir proje gibi geliyor bana; yani birkaç tane Caferî toplumunun içerisinden eğitimi ve tahsili az, toplum nezdinde hem ilmi hem de ahlaki seviyeleri kabul görmeyen insanları Diyanet istihdam ediyor. Bunların vasıtasıyla da bizim toplumumuzun içerisinde fitne çıkarmaya yönelik bir proje hazırlanıyor gibi görüyorum. Aksi takdirde siz on tane insana hiçbir görev yapmadan aydan aya maliyeti 7-8 bin liraya ulaşan maaşı niye veresiniz ki? Bunlar yıllardır sadece ve sadece ay başı geldiği zaman gider maaşlarını kartla çekip evlerine dönerler başka da hiçbir şey yaptıkları yoktur. Yani bir planın yoksa bir projen yoksa neden bu adamlara maaş veriyorsun? Bu, devletin parasını hiç etmektir. Bu günlerde fakir, fukara, Diyanet ve israf gibi konular konuşulduğu zaman bunun hesabını sormaz mıyız!? Bu insanlara hiçbir şey yapmadıkları halde ve kendi camialarına ihanet ettikleri halde bu maaşlar veriliyor. İşte Pendik Ehl-i Beyt Camii’ne de Diyanet tarafından böyle bir atama gerçekleşmiş; cemaat olarak da doğal olarak yüzlerce insan imzalı itiraz dilekçesi hazırlayıp Diyanet’e vermiş. Biz böyle bir atamayı kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz de.

 

Ben Ehla-Der Genel Başkanı olarak Türkiye ve Avrupa'daki bütün kurumlarımızla görüştüm ve hiç kimse bunu kabul etmiyor. Böyle bir şey camiamızı hem haksız yere televizyonlarımızın kapatılması vb. olaylarda kırgın olduğu iktidara daha da kırgın ve küskün olmaya, hem de Diyanet İşleri ile son yıllarda yumuşayan ortamı tekrar olumsuz bir duruma getirecektir.

 

Bu konuda Ankara’daki camiamızın siyasetçilerine de büyük görevler düşüyor. Bu işi çözmek bizim değil bilakis onların görevidir. Geçmişten günümüze kadar çeşitli partilerden bu millet tarafından seçilmiş, bir dönem dahi milletvekilliği yapmış ve dolayısıyla şu anda emekli milletvekili maaş alan –ki bu siyasetçilerin sayısı da az değil- ya da bu camiadan ve Azeri toplumunun içerisinden şu anda mecliste olan iki tane milletvekili veya milletvekili olmuş siyasette önemli bir yer tutan kimseler; bu sorunu çözmek onların vazifesidir.

 

Eğer bunu çözemiyorlarsa; siyaset elbisesini çıkarsınlar, gitsinler köylerinde çiftçilikle mi uğraşırlar, hayvancılık mı yaparlar, ne yaparlarsa onu yapsınlar ama bunu çözmek zorundalar. Nasıl yaparlar, nasıl ederler, siyasetçilerle, iktidarla, partilerle nasıl bir konsensüs oluştururlar bilemem ama bunu çözmek zorundadırlar. Yapamadım, aşamadım, koltuğumu kaybederim, şu olur-bu olur demek ihanetten başka bir şey olmaz.

 

Onun için buradan camiamız adına, bütün camilerimiz ve bütün hocalarımız adına siyasetçilerden şunu talep ediyoruz; bu vazifenizin bilincinde olun ve bunu bir an önce çözmeye çalışın!

 

Şu anda halk camiye gitmeyi, orada gösteri yapmayı, müftülüğe gidip protesto gösterisi düzenlemeyi istiyor ama bunları durdurmuş durumdayız; böyle bir şeye izin vermiyoruz. Coronavirüs tedbirlerinden dolayı şu anda bu hareketi sağlıklı bulmuyoruz ama bu süreç de elbet bitecek ve o zaman bu olayın çözümlenmemesi toplumsal bir refleks ve infiale dönüşür bunu da hatırlatma gereği duyuyoruz.

 

Ben bu konuda bütün âlimlerimize, ülkemizin doğusundan batısına kadar bütün cemaatlerimize bu konuda tek yürek oldukları için teşekkür ederim. Bu konuda tavizsiz bir şekilde duruyoruz ve durmaya da devam edeceğiz.

 

Rabbim hepsine başarılar versin.

 

 

 

ON4 TV “Haftanın Ardından” programını izlemek aşağıdaki linki ziyaret ediniz:

 

https://www.youtube.com/watch?v=J0MGIBG9FA4

 

 

 

Ehlader HABER

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Mehmet Yıldırım   28-04-2020 11:49

    Diyanet İşlerine 80 bin cami yetmedi de 2 milyon nüfusu olan Şiilerin 200 tane camisine mi göz dikti?

  • Samet    28-04-2020 04:40

    Kayyum atanan bir cami ilk defa duydum daha neler duyacağız..

  • A.Nihat   27-04-2020 15:39

    O şeçimi kaybedip müftülüğe gidenler, sadece seçimi kaybetmemişler...

Kategorideki Diğer Haberler