25 Kasım 2020 Çarşamba Saat:
01:40
27-09-2020
  

Çocuklarımız Cinayette Saddam'ı Geçti!

Çocukların internet ortamında bir dönem kontrol altında olması büyük önem taşıyor...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Ersan Baydemir

 

Bu başlık biraz espri olsa da acı bir gerçeği hatırlatmak içindir.

 

8-10-12-15 yaşında çocuğumuzun günde kaç kişiyi silahla taradığını veya kılıçla doğradığını biliyor muyuz acaba?

 

Bunlar basit oyunlardır melun Haccac'la falan kıyaslamak yanlıştır diyebilirsiniz.

 

Tabi ki haklısınız gerçek hayat ile oyun bir olmaz, bizim çocuklarımız da sırf oyun oynadıkları için Haccac veya Saddam olmazlar. Bu temelde doğrudur ama şu doğruları da görmek zorundayız:

 

BİR: Eğer oyunlar insana gerçekçi duygular yaşatmasa, kimse bu oyunları oynamaz. Oyunları mümkün olduğunca gerçeğe yakın görsellerle tasarlamaya çalışırlar. Bunun sebebi oyuncunun kendisini daha çok oraya adapte etmesini ve yaptıklarının gerçek olduğuna daha çok inanmasını sağlamaktır.

 

İKİ: Oyun oynayan çocuk kendisini oyundaki kahramanın yerinde farz ediyor ve öldürmekten, vurup kırmaktan dolayı bir güç hissi bir galebe hissi duyuyor ki oynuyor yoksa neden oynasın. Oyunda temel etken oyuncunun oyundaki kahramanla empati kurması ve kendisini onun yerinde hissetmesidir. Dolayısıyla oyun oynayan çocuk oyun süresince kendisini o dünyaya ait hisseder.

 

Oyun oyundur evet ama kişinin bilincinde ona paralel bir dünya yaşatıyor.

 

ÜÇ: Bu oyunların çoğunda haklılık haksızlık söz konusu değildir; güçlüysen öldürürsün zayıfsan ölürsün. Yani önemsenen güçtür.

 

DÖRT: Kılıcını kuşanıp sabahtan akşama, akşamdan gece yarılarına kadar insan doğrayan çocuğun gözünde zamanla merhamet ölebilir, insan hayatı değerini kaybedebilir.

 

Oyundan etkilenerek, esinlenerek işlenen nice cinayetler bunun bir kanıtıdır.

 

BEŞ: Biz çocuklarımıza Kerbela’yı anlattığımızda da sonuçta zihin dünyalarında canlandırdıkları bir tarihi anlatıyoruz, gerçek Kerbela’yı onlara olduğu gibi yaşatamayız. Dolayısıyla çocuk oyunda birebir gerçekle temas kurmadığı gibi bizim anlattıklarımızla da bire bir temas kuramayabilir.

 

Netice olarak oynadığı oyunlarda her gün binlerce insanı kesip doğrayan bir çocuğun Hz. Ali Asgar’ın mübarek boğazına ok saplanmasından çok da duygulanmasını beklemek zor olabilir, öyle değil mi?

 

Hatta belki savaşta tek kuralın güç olduğuna alışan çocuk iyi bir atıcı olduğu için Hermele'ye karşı sempati bile duyabilir öyle değil mi?

 

ALTI: Bunlar oyunsa onlar da çocuk!

 

Ruhları hassas, beyinleri boş…

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler