10 Ağustos 2022 Çarşamba Saat:
02:14
06-06-2022
  

Çocuğumuzu İncitmeden Ona Nasıl Davranabiliriz?

ÇOCUĞUMUZU NASIL EĞİTMELİYİZ? Çeviri: Celil Zengin

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 
 
 
Dr. Mehdi Hadi
Dr. S. Ali Musavi Baruk
Çeviri: Celil Zengin

 

 

 

Çocuğumuzu İncitmeden Ona Nasıl Davranabiliriz?

 

İnsan kusurlu, hata yapabilen bir varlıktır ve çocuklar insanı sadece hata, teşvik ve hayranlık yoluyla tanır. Çocuğumuz büyürken biz ebeveynlerin görevi onlar için güvenli bir ortam ve alan oluşturmaktır. Hatalarını gerekli zamanlarda (kişiliklerine ve doğalarına zarar veren alay, aşağılama, suçlama, iftira, incitme vb. Şekilde değil) sevgi ve şefkatle düzeltmemiz gerekir.

 

Bugünkü düzende, çocuğun bugünü aynı zamanda geleceğidir. Eğer biz, şimdi ve gelecekte iyi olabilmesi bahanesiyle onu inciterek, aşağılayarak, kınayarak veya azarlayarak iyi ve doğru işler yapmasını istersek, sadece bugün değil hatta ilerlerde de hata yapacağına emin olabiliriz.

 

Utangaç veya toplumsal kaygıya sahip birçok insan, çocukluk yıllarında bir işi, iyi ve mükemmel bir şekilde yaptıklarında ebeveynleri, öğretmenleri ve çevrelerindeki diğer kişiler tarafından onaylanmış ve takdir edilmiştir ve hata yaptıklarında ise azarlanmış veya cezalandırılmışlardır.

 

Çocuk evin kurallarına aykırı davrandığında ebeveynler, “Bu davranışın bizi rahatsız etti”, “Yaptığın şeye kızdım” veya “Bu hareketin doğru değil” gibi sözlü ifadelerinin yanında surat ekşitebilir veya samimi duygusal bağlantıyı geçici olarak azaltabilirler. Burada dikkat edilmesi gereken nokta söylenenleri yaparken çocuğun kişiliği değil davranışı hedef alınarak kınanmalıdır!

 

- Çocuğunuz farz edin ki bir buket gülü suya atmıştır. Ona, “Seni sakar!” demek yerine, “Bakalım, bu sorunu çözmek için ne yapacaksın?” deyin.

 

Bazen çocuklarınızın yaptığı davranışlara tahammül etmeniz gerekir. Tabii ki bu durum bazen çok zor olabilir ama şiddet içeren muamele, onlara davranışlarını nasıl düzelteceklerini öğretmez. Eğer çocuğa “Çabuk şunu temizle” diye bağırırsanız, temizleme eylemi mantıklı bir zorunluluk değil, bir kınama veya bir ceza gibi görünür.

 

Bu nedenle, çocuğunuzun sizin seçtiğiniz çözümü nasıl algıladığı önemlidir. Dikkat etmelisiniz ki hiçbir şekilde suçlamada bulunmamalısınız, basit bir ifadeyle düzeltilmesi gereken durumu belirtmelisiniz.

 

- Örneğin çocuğunuzun odasının dağınık olması sizi rahatsız ediyor. Ona, “Odanı topla, yoksa...!” demek yerine “Ya şimdi topla ya da on dakika sonra, seçim senin” deyin. Emir vermekten kaçının. Her zaman işin olumlu tarafını vurgulamaya çalışın. Örneğin, “Oyuncakların ve kıyafetlerin düzenli olursa odanız çok güzel olur.” Deyin. Çocuklarınıza bu işi ne zaman yapacakları konusunda sınırlı seçenekler verirseniz onlarla çatışmayı önlersiniz.

 

- Örneğin çocuğunuz yataktan çıkmak istemiyor. “Kalk! Bu sana son uyarım.” Yerine, “Günaydın. Saat yedi, şimdi ne yapman gerekiyor?” deyin.

 

- “Kardeşini dövdüğün için kötü bir kızsın sen” yerine, “Kardeşini dövmek kötü bir şey” deyin. Kınanacak taraf çocuğun kendisi değil, davranışı olmalıdır.

 

Çocuk yanlış ve tehlikeli bir şey yaptığında, örneğin, “Çocuk dikkatsizce yolun ortasına atlarsa”, ebeveynler olarak bizim görevimiz ona bağırmak değil; bağırmak ve onu suçlamak yerine, ona karşıdan karşıya nasıl geçeceğini öğretmeliyiz.

 

Anne-babaları tarafından suçlanan çocuklar, hayatta hep başkaları tarafından onaylanmanın peşine düşerler ve bu onlara hayatlarında iyi olmadıklarını hissettirir.

 

Gücü Kötüye Kullanma Hatası

 

İyi bir ebeveyn olmak için otorite gerekli olsa da, otorite zorbalıktan (baskıdan) farklıdır. Çocukla iletişimde, genelde sabrınızın gücünden yararlanmanız daha iyidir. Despot anne-baba ile karşı karşıya kalan bir çocuk, kendine güveni ve inancı olmayan bir insan haline gelecektir. Yetişkinlikte ise karar verme gücü ve başkalarıyla etkileşim biçimi, büyük ölçüde ebeveynlerin bu tür tutumlarından etkilenecektir.

 

Kısa bir cevapla çocuklarını kendilerine itaat etmeye zorlayan anne babalar, çocuklarını yetiştirmek için asla doğru yolu seçmemişlerdir.

 

İyi ebeveynlerin otoritesi olmalıdır. Ancak güç kullanmamalılar, zorbalık yapmamalıdırlar.

 

Örneğin, “Çünkü ben diyorum!” ibaresini söyleyerek, çocukların meselenin nedenini düşünmemelerine sebep oluyorlar. Bu ebeveynler analiz ve sorgulama gücünü çocuğun elinden alıyorlar.

 

Ya da “Ben ne söylüyorsam onu yapacaksın” demek, çocuklarına saygı duymadıkları ve karşılığında çocuklarının da onlara saygı göstermeyeceği anlamına gelir.

 

Çocuklarınızı doğru bir şekilde eğitmek için sorularını yanıtlamaya zaman ayırın; soruları sabırla ve ona uygun olarak yanıtlayın.

 

Bir anne tarafından çocuk yetiştirmek, sınıfta öğretmenlik yapmak gibi değildir. Annenin eğitimi davranışla, konuşmayla, duyguyla, okşamayla, ninniyle ve yaşayarak olur.

 

Çocuk televizyon izlerken anne: “Kalk canım, öğle yemeği zamanı.”

 

Çocuk: “Aç değilim.”

 

Anne: “Aç değilim de ne demek. (Anne televizyonu kapatır) Koş ellerini yıka.” Der.

 

Çocuk ağlamaya başlar.

 

Anne: “Böyle numaralar yapmayı bırak. Hadi ellerini yıka.” Der.

 

Çocuk ağlar bir vaziyette masaya oturur.

 

Anne: “Aferin tatlım, ne yemek istersin?”

 

Çocuk: “Sevmiyorum.”

 

Anne: “Eğer yemezsen kendin bilirsin.”

 

Çocuk: “Anne?!” der ve ağlar.

 

Anne: “Yemeğin bitecek, ne söylediysem o.”

 

Bu anne, çocuğun televizyon izlediğini görmeliydi. Gücünü kötüye kullanması dışında onunla her şekilde empati kurabilir ve bu davranışının aksine daha şefkatli davranabilirdi.

 

Zor kullanmak yerine, işin faydalarını ya da nedenini açıklayın..

 

Çocuğunuzu diş fırçalamak, meyve ve sebze yemek gibi gerekli ve faydalı şeyleri yapmaya teşvik etmek istiyorsanız asla, “Çünkü ben diyorum” ifadesini kullanmayın. Bu cümle genellikle çocukta olumsuz bir tepkiye neden olur. Onu, istenilen bu gibi şeylerin faydalarını dile getirerek teşvik etmeye çalışın.

 

Örneğin, çocuğunuza “Evde koşmamalısın” dediğinizde aslında gücünüzü kullanmak ve onu koşmamaya zorlamak istiyorsunuz. Lakin ona: “Eğer evde bu kadar hızlı koşarsan bir şeye çarpabilir, alt komşuyu rahatsız edebilir ya da bir şeyi kırabilirsin” derseniz, onun kendi davranışı ve hareketi hakkında düşünmesini sağlarsınız.

 

Çocuğa sürekli, “Koşma, otur. Komşular rahatsız oluyor, ses yapma” demek yerine, çocuğu açık, güvenli bir alana götürün ve “İstediğin kadar koş” deyin.

 

Küçük yaştaki çocukların, baskı ve aşırı katılıktan dolayı özgüvenlerinde azalma olur. Ayrıca yapılan baskı, genellikle çocukların farklı gruplara rağmen tek başına oynamasına ve başkalarıyla iletişim kurmamasına sebep olur.

 

Çocuğum Neden Bağırmayana Dek Sözümü Dinlemiyor?

 

Anne çocuktan, isteğini söylediği anda yapmasını beklemektedir. Bazen çocuk bu isteği ya geciktirir ya da asla yapmaz. Anne bu kez aynı şeyi daha yüksek bir sesle tekrarlar. Hatta öfkelenmesi, hiddetli ve saldırgan bir tutumla da söylemesi mümkündür. Çocuk bu süreçte ne öğrenir? “Annem veya babam sinirlenip bağırmayana kadar söylediği işi yapmayabilirim ve bir şey de olmaz.”

 

Sonuç: İlk aşamada ebeveynin istekleri reddedilir.

 

Ebeveynler bağırmadıkça, sözleri yerine getirilmeyecektir. Böylelikle de ev ortamı gerginleşir. 

 

Çözüm: İsteklerinizi mantıklı bir şekilde söyleyin. Çocuğa zaman verin, örneğin; “Televizyonu on dakika sonra kapat” veya “15 dakika sonra, saat tam altı olduğunda gel ve yemeğini ye!” deyin.

 

Çocuktan bir şey istediğinizde yanına gidin, mutfaktan bağırmayın. Ebeveynler çocuğun karşısında ona öfkeyle bağırırlarsa kontrolü tamamen kaybederler ve çocuğa hakaret ve tehditler savurarak çocuğun ruhunu hedef alırlar. Elbette anne babanın çocuğa yirmi defa, “Boyalarını odanın ortasından kaldır.” demesi çok zordur. 

 

Lütfen bu soruyu cevaplayın:

 

Mağazadan satın aldığınız ürünlerin iyi paketlenmediğini gördüğünüzde, satıcıya “Ne kadar da beceriksizsin!” diye bağırır mısınız? Ya da çocuğunuzun öğretmeninin matematik eğitimine itina göstermediğini fark ettiğinizde ona “Aklın neredeydi?!” diye bağırır mısınız? Peki kendinize çocuğunuza bağırma iznini nasıl veriyorsunuz? Bu serzeniş, işyerinde ve toplum içinde bağırmak kadar çirkindir. Peki neden evde bağırmanın kabul edilebilir olduğunu düşünüyoruz?

 

Çocuğunuzla sakin bir şekilde konuştuğunuzda beyni durulur, söylediklerinizi duyar ve böylece yavaş yavaş dediklerinizi yapacaktır. Bağırdığınızda, çocuğun beyni çatışma ve kaçış moduna girer ve başlangıçta korkudan istenileni yapması mümkündür, ancak daha sonraları sizin sesinizi duymamaya başlar. 

 

Unutmayalım ki çocuk, çocuktur. Eğer çocuk bir şey yapıyorsa, yaptıkları yaşından ve çocukluğundan kaynaklanmaktadır.

 

 

III. Bölümün Sonu

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler