26 Şubat 2021 Cuma Saat:
09:21
15-01-2021
  

Cennet Kokulu Fatıma

Ey Fatıma! Beni peygamberliğe seçen Allah'a andolsun ki, sen benden sonra cennete girecek olan ilk şahıssın...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Kevser suresinin en açık mısdakı, Peygamber Efendimizin  (s.a.a) biricik kızı, ilahi kemallerin yeryüzündeki tecellisi, Hasan (a.s) ve Hüseyin'in (a.s)  annesi gibi büyük bir insanı anlatmak için hem kelimeler acizdir, hem de normal insani bilgiler buna yetmez.

 

Fatıma, ilahi azamet nurundan yaratılmış parlayan bir Venüs gibidir. Yer ve gökyüzü onun varlığı sebebiyle öylesine aydınlanmıştır ki, melekler hemen Allah'a secde ederek o nurun azameti hakkında sormuşlardır. Fatıma (s.a)  sanki yeryüzüne inmiş bir huriydi, Resulullah ne zaman cennet kokusunu özleseydi gidip Hz. Fatıma'yı (s.a) koklardı.

 

O ilim irfan, ahlak, cesaret, hitabet, züht, fedakârlık, ibadet ve duada eşsizdi. Hz. Zehra'nın ilmi, irfani ve diğer üstün boyutlarını anlatmaktan herkes acizdir, O'nu sadece Hz. Peygamber ve Yüce Allah hakkıyla tanıya bilmişlerdir.

 

Fatıma, öyle bir insandır ki; Yüce Allah'ın daha Adem'i yaratmadan önce yarattığı arşın sağında kendisine yer verdiği ve sürekli Allah'ı tesbih, temcid, takdis ve hamd etmekle meşgul olan insan türünden bir hevradır.

 

Fatıma, âlemlere rahmet olarak gönderilen, peygamberlerin en üstünü olan, yaratılanların ilki ve efendisi sayılan, hakkında "Sen olmasaydın âlemi yaratmazdım" diye buyrulan ve kendisinden daha hayırlısını yaratmadığı Hz. Muhammed'in biricik kızıdır.

 

Fatıma, Yüce Allah'ın meleklere övündüğü, Cebrail vasıtasıyla O'na Allah'ın selamının gönderildiği, tüm kadınlara içerisinde en üstün dört kadından biri, cennetin arzuladığı ve Peygamber'in sırdaşı olan Haticet'ül Kübra'nın kızıdır.

 

Fatıma, daha dünyaya gelmeden annesiyle konuşan, kelime-i şehadeti dile getirerek tertemiz bir halde dünyaya gelen "Muhaddise", o zor günde dostlarının yardımına koşan "Mensure", edepte benzeri olmayan bir "Mueddibe", kadınların özel günlerinden uzak olan "Betül", O'nu sevenlerin cehenneme girmeyeceği "Fatıma" ve Allah tarafından dokuz isim ile nitelendirilen Sıddıka, Mubareke, Zekiye… dir.

 

Fatıma, Allah'ın ve Resulullah'ın en çok sevdiği idi, öyle ki Allah Resulü sürekli O'nu düşünür ve O'nun için kaygılanırdı. Resulullah şöyle buyurmuştur: "Fatıma benim ruhum ve kalbimdir."

 

Fatıma cennet kokulu idi, bilakis o cennetin ta kendisiydi. Allah Resulü ne zaman cennetin kokusunu özleseydi onu koklardı ve onu bağrına basıp şöyle buyururdu: "Ne zaman Fatıma'yı koklasam Tuba ağacının kokusunu alıyorum."

 

Fatıma, Allah'ın hoşnutluğunun ve gazabının ölçüsüdür. Kim Fatıma'yı hoşnut ederse Allah ondan hoşnut olmuştur ve kim Fatıma'yı üzerse Allah'ı gazaplandırmıştır.

 

Fatıma, Peygamber'imizin gözünün nuru, gönlünün meyvesi ve beninin bir parçasıdır. O'nun mutlu olması Resulullah'ın mutlu olması demek ve onun üzülmesi Resulullah'ın üzülmesi demek.

 

Fatıma, ilk iman eden, sürekli Resulullah'ın ve İslam'ın yardımında olan, ilimde, imanda, tanımada en zirvede bulunan ve Peygamber'in hak vasisi Ali gibi bir eşi olan tek kadındır ki eğer o olmasaydı yeryüzünde kendisine denk bir eş bulunmazdı.

 

Fatıma, cennet gençlerinin efendisi arşın küpesi, Peygamber'in iki torunu Hasan ile Hüseyin'in annesidir.

 

Fatıma öyle bir şahsiyettir ki; İslam Peygamberi (s.a.a) O'nun hakkında şöyle buyurmuştur: "Kızım Fatıma, her iki cihan kadınlarının hanım efendisidir.

 

Fatıma, bedenimin bir parçasıdır.

Fatıma, gözlerimin nurudur.

Fatıma, kalbimin meyvesidir.

Fatıma, benim ruhum ve canımdır.

Fatıma, insan şeklinde bir nurdur."

 

Fatıma, Allah karşısında ibadet mihrabında durduğu zaman, yıldızların yeryüzündekilere nur saçtığı gibi onun varlığının nuru da gökyüzündekilere nur saçmakta idi. Öyle ki Yüce Allah meleklere şöyle buyurmuştur: "Ey meleklerim! Bakın benim kulum (Fatıma) benim korkumdan nasıl da titriyor. Fatıma tüm varlığıyla bana ibadet ediyor. Şahit olun ki, onun Şiilerini cehennem ateşinden güvende kıldım."

 

Fatıma, Resulullah'ın yolculuğa çıktığında en son vedalaştığı ve yolculuktan döndüğünde ilk görüştüğü kimsedir. Bunu Resulullah'ın (s.a.a) hizmetkârı Sevban şöyle naklediyor: "Resulullah (s.a.a) yolculuğa çıktığında, ailesinden en son görüştüğü kimse, Fatıma (s.a) olurdu; yolculuktan döndüğünde de ilk uğradığı kimse, yine Fatıma (s.a) olurdu…"

 

Fatıma, Kuran'da Yüce Allah'ın tertemiz kıldığı ve her türlü pislikten arındırdığı Âl-i Aba'dandır: Hâkim, Müstedrek-üs Sahihayn'de şöyle naklediyor: "Resulullah (s.a.a), rahmetin indiğini gördüğünde iki defa: Çağırın gelsinler yanıma, diye buyurdu. Safiye: Kimi ya Resulullah? dedi. Peygamber: Ehl-i Beyt'imi; Ali'yi, Fatıma'yı, Hasan'ı ve Hüseyin'i, diye buyurdu. Bunlar geldiğinde Peygamber abâsını onların üzerine attı; sonra ellerini yukarıya kaldırıp şöyle dua etti: Ey Allah'ım, bunlar benim Ehl-i Beyt'imdir. Sen Muhammed ve Âl-i Muhammed'e salâvatını gönder.  Bunun üzerine Allah da şu ayeti indirdi:

 

"Gerçekten Allah siz Ehl-i Beyt'ten her türlü pisliği gidermeği ve sizleri tertemiz kılmayı istiyor."

 

Fatıma, Peygamber'in vücudunun bir parçasıdır, dolayısıyla Onu sevindiren Resulullah'ı sevindirmiş ve Onu gazaplandıran Resulullah'ı gazaplandırmıştır. Buhârî, Sahih'inde Misver İbn-i Mahreme'den naklen yazıyor ki, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Fatıma benim vücudumun bir parçasıdır; kim onu gazaplandırsa (öfkelendirse), beni gazaplandırmıştır."

 

Fatıma, sırattan geçip ilk cennete girendir. Muttaki, Kenz-ül Ummâl kitabında rivayet ediyor ki, Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Kıyamet günü, bir münadi arştan şöyle nida eder: Ey mahşer halkı, başlarınızı aşağıya eğin ve gözlerinizi yumun ki, Muhammed'in kızı Fatıma, sırattan geçsin; Fatıma, yıldırım gibi hurilerden olan yetmiş bin cariyenin eşliğinde sırattan geçer. Ve cennete girecek ilk şahıs Muhammed'in kızı Fatıma'dır. Fatıma'nın, bu ümmetteki yeri Ben-i İsrail'deki Meryem'in yeri gibidir."

 

Hz. Fatıma'nın Hayatına Kısa Bir Bakış

 

Yüce Allah, Hz. Muhammed'e (s.a.a) bir evlat vermişti; fakat bir süre sonra İbrahim vefat etti. Bunun üzerine İslam ve Resulullah düşmanları alay etmeye ve Peygamber'i incitici sözler söylemeye başladılar. Allah Resulü'nün evladı olmadığı için ona ebter/soyu kesik diyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.a), Allah'ın vaadinin kesin olduğuna ve bütün hayırların kaynağı olacak tertemiz ve bereketli neslin kendisinden vücuda geleceğine kesin olarak inanıyordu. Allah'ın vaadi Hz. Fatıma'nın dünyaya gelmesiyle gerçekleşti ve dünyanın ufukları onun veladet nuruyla aydınlığa kavuştu. Allah-u Teâlâ, kadının değerini bütün âleme göstermek istediğinden dolayı Peygamber'in (s.a.a) tertemiz neslini, kızında karar kıldı ve İslamiyet'in 11 masum imamı Hz. Fatıma'nın soyundan dünyaya geldi.

 

Fatıma, gelmiş geçmiş en üstün bir babanın ve kadınların en üstünlerinden bir annenin evladı olarak Biset'in 5. yılı, Cemadiy'es-Sani'nin 20'sinde Cuma günü şafak vakti Mekke'de dünyaya geldi. Babası rahmeten lil âlemin Hz. Muhammed (s.a.a), annesi ise en üstün dört kadından biri olan Hz. Hatice'dir.

 

Bu büyük anne ve babanın gölgesinde Fatıma Betül yetişti. Omuzlarında peygamberlik yükünü taşıyan, bu kutsal emaneti hedefine ulaştırmak için dağların tahammül edemediği işkencelere katlanan babasının şefkatinin her an hissedildiği bir evde büyüdü.

 

Hz. Fatımatü'z-Zehra (s.a) ilâhî risaletin tebliği sürecinin karşı karşıya kaldığı zorlukları, sıkıntıları daha çocukluğunun ilk günlerinden itibaren yaşadı. Büyük zorluklarla geçen üç yıllık ablukanın kaldırılmasından sonra, şefkatli annesinin vefatı sınavıyla karşı karşıya kaldı. Babasının amcasının vefatıyla sarsıldı. O sırada, altı yaşına henüz girmişti. Meşakkatlere katlanma, zorluklara karşı koyma ve büyük sıkıntılara tahammül etme hususunda babası için bir teselli kaynağıydı. Ayrıca Kureyş azgınlarının ve zorbalarının rencide edici baskılarından dolayı hissettiği üzüntüyü paylaşıyordu.

 

Küçük Yaşta Babasının Yardımına Koşması

 

 Bir gün müşriklerden biri, Resulullah'ı (s.a.a) sokakta görünce, Hazretin başına çer-çöp ve pislik attı. Resulullah bir şey söylemedi ve haliyle eve döndü. Hz. Fatıma babasının bu vaziyetini görünce koşup derhal su getirdi, ağlar gözle babasının başını ve yüzünü yıkadı. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Kızım ağlama, mutmain ol ki, Allah babanı düşmanların şerrinden koruyacak ve onlara galip kılacaktır."

 

Fatıma bu küçük yaşlarında bu çeşit hadiseleri görüp babasının yardımına koşuyor ve babası için adeta annelik yapıyordu. İşte bundan dolayı Resulullah O'na, "Ümm-ü Ebîha" (babasının annesi) lakabını vermiştir. Rivayetlerde nakledildiğine göre; "Resulullah (s.a.a) Fatıma'nın yüzünü öpmedikçe uyumuyordu."

 

Hz. Fatıma ve Bilginin Değeri

 

İmam Hasan Askeri'den (a.s) şöyle nakledilmiştir: "Bir gün bir kadın, Hz. Fatıma'nın huzuruna varıp şöyle dedi: Güçsüz bir annem vardır, namazında zor bir meseleyle karşılaştı ve o meseleyi size sormam için beni huzurunuza gönderdi. Hz. Fatıma o meselenin cevabını verdi. O kadın, ikinci kez başka bir mesele sordu. Hz. Fatıma yine cevabını verdi. Daha sonra üçüncü bir mesele sordu, böylece sorduğu soruların sayısı onu buldu. Hz. Fatıma de hepsine cevap verdi. Sonra o kadın sorunun çokluğundan dolayı utanınca da kendisine şöyle dedi:

 

"Karşılaştığın her soruyu utanmadan gel sor, ben senin sorularından yorulmam. Eğer bir kimse ağır bir yükü dama çıkarmak için ecir olur ve karşılığında yüz bin dinar alırsa, acaba o iş ona ağır gelir mi?"

 

Kadın: Hayır, ağır gelmez ve o işten yorulmaz, dedi.

 

Hz. Fatıma sonra şöyle buyurdular: "Her meselenin cevabına karşılık bana verilen sevap, arası incilerle dolu olan yer ile göklerken daha fazladır. Öyleyse meselelere cevap vermekten hiç yorulur muyum? Babamın şöyle buyurduğunu duydum: Bizim Şialarımızdan âlim olanlar, kıyamet günü haşr olduklarında onlara, çaba, ilim ve halkı hidayet ettikleri miktarınca sevap ve mükâfat verilir; hatta onlardan birine nurdan bir milyon süslü elbiseler verilir. Sonra Rabbimizin münadisi şöyle nida eder: "Ey imamlarından ayrı kaldıkları vakit Âl-i Muhammed yetimlerini düşünenler, onların sorumluluğunu üstlenenler! İşte bunlar sizin öğrencileriniz ve ilminiz sayesinde dinlerini koruyan ve hidayeti bulan yetimlerdir. Dünyada ilminizden yararlandıkları miktarca onlara hediye verin. Bunun üzerine ümmetin âlimleri, yetimlere (takipçilerine) hediye verirler. Hatta onlardan bazılarına yüz bin hediye verecekler. Daha sonra o yetimler de kendi öğrencilerine hediye verecekler. Hediyeler taksim edildikten sonra Yüce Allah şöyle buyurur: 'Yetimleri düşünen âlimlerin hediyelerini bir kat daha artırın' sonra da: 'İki kat daha artırın, onların takipçilerine de aynı şekilde artırın' diye buyurur.

 

Daha sonra Hz. Fatıma (a.s) şöyle buyurdu: "Ey Allah'ın cariyesi, bu hediyelerden bir iplik, güneşin kendisine doğduğu her şeyden bir milyon kez daha üstündür, çünkü dünyada üstün sayılan şey, gam ve kederle karışmıştır, ama ahiret nimetlerinin hiçbir noksanı ve lekesi yoktur."

 

Hz.Fatıma'nın Annelik Boyutu

 

Annelik, Hz. Fatıma'nın omuzlarındaki görevlerin en hassası ve en ağırı idi. Beş çocuk dünyaya getirmişti. Hasan, Hüseyin, Zeyneb, Ümmü Gülsüm ve bir de düşük yaptığı Muhsin.

 

Yüce Allah, Resulullah'ın (s.a.a) soyunun, zürriyetinin Fatıma (s.a) kanalıyla devam etmesini takdir etmiştir. Nitekim Resulullah da bunu şöyle haber vermiştir: Allah, her peygamberin soyunun kendi sulbünden devam etmesini sağlamış, benim soyumu ise Ali b. Ebu Talib'in sulbünden devam etmesini dilemiştir.

 

Vahyin ve nübüvvetin eğitiminden geçmiş Hz. Zehra, İslâm eğitim metodunu, terbiye yöntemini çok iyi biliyordu. Bunu, Hz. Hasan'ın (a.s) şahsında gerçekleştirdiği örnek terbiyede gözlemleyebiliriz. Onu, Müslümanların önderliği sorumluluğunu üstlenecek, risalet tarihinin en zor zamanlarında kederini yutkunacak, İslâm dinini ve mümin toplumu korumak için Muaviye ile içinde derin acılar hissetmesine rağmen anlaşma imzalayabilecek sağlam karakterli biri olarak yetiştirmişti.

 

Hz. Fatıma rahle-i tedrisinden geçen İmam Hasan (a.s), bu tavrıyla dünyaya şu mesajı vermişti: İslâm barış dinidir. Düşmanlarına, iç meseleleri; dine darbe vurmak, dini zayıflatmak için kullanma fırsatını vermez... O, bu davranışıyla Muaviye'nin tüm kozlarını boşa çıkarmıştı. Plânını geçersiz kılmış, cahiliyeyi yeniden canlandırma amaçlı komploların başına geçirmişti. Bir süre sonra dahi olsa, onun sapkınlığını bütün dünyaya göstermişti. Muaviye'nin, Müslümanlara oynamak istediği oyunu bozmuştu.

 

Zehra, Hüseyin (a.s) gibi birini yetiştirmişti. Hüseyin ki, canını, bütün ailesini ve en sevdiği arkadaşlarını Allah yolunda zulümle ve zalimlerle vuruşma uğruna feda etti. O, kanıyla, henüz yeşeren İslâm ağacını sulamıştı.

 

Zehra, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm gibi zirve kadınları yetiştirmişti. Onlara, fedakârlık, serdengeçtilik ve zalimler karşısında direniş derslerini vermişti. Zalime, onun gücüne karşı eğilmesinler, boyun eğmesinler diye. Görkemli bir cesaret ve açıklıkla Ümeyyeoğulları zorbalarına karşı hakkı haykırsınlar diye... Dine ve resuller efendisinin (s.a.a) ümmetine karşı kurulan tuzakları ortaya çıkarsınlar diye...

 

Hz. Peygamber ve İmamların Sözlerinde Fatıma

 

Biz Hz. Fatıma'nın şahsiyetini tanımak için Hz. Peygamber (s.a.a) ve On İki İmamların O'nun hakkındaki sözlerini gözden geçirmek zorundayız. Çünkü Hz. Peygamber kendi kızını, Hz. Ali kendi eşini, onbir imam da kendi annelerini herkesten daha iyi tanımaktalar. Bu yüzden ilk önce onların, bizler için güzel örnek ve eğitici dersler olacak olan nurlu sözlerini teenni ile canı gönülden okuyup gözden geçirelim.

 

1- Hz. Resulullah (s.a.a)  şöyle buyurmuştur: "Ey Fatıma! Beni peygamberliğe seçen Allah'a and olsun ki, ben cennete girmedikçe diğer kimselerin cennete girmesi haramdır; sen benden sonra cennete girecek olan ilk şahıssın... Ey Fatıma! Beni hak olarak meb'us kılana and olsun ki, sen kadınların hanım efendisi olarak cennete gireceksin... Beni hak olarak peygamber gönderene and olsun ki, Hasan ve Hüseyin de senin sağ ve solunda oldukları halde cennete girecekler; sen cennetin en yüksek yerinden halka bakacaksın, Hamd bayrağı da Ali bin Ebu Talib'in elinde olacaktır... Beni Peygamber seçene and olsun ki, senin düşmanlarına düşman olacağım; senin hakkını gasp edenler, seninle dostluk bağını kesip bana yalan atanlar pişman olacaklar, benim karşımda yer üzerinde süründürülecekler..."

 

2- Emir'ul-Muminin Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a and olsun ki, ben onu (Fatıma'yı) kesinlikle öfkelendirmedim; hayatta olduğu müddetçe onu sevmediği bir işe mecbur etmedim; O da beni öfkelendirmedi, bana karşı gelmedi; O'na baktığımda bütün gam ve üzüntüler kalbimden yok oluyordu."

 

3- İmam Hasan (a.s) da annesi hakkında şöyle buyurmuştur: "Cuma gecesi annem Fatıma (a.s) mihrapta durup ibadete koyulmuştu, şafak atıncaya kadar hep rükû ve secde halindeydi; mümin erkek ve kadınların ismini zikredip onlar için çok dua ettiğini, fakat kendisi için Allah'tan bir şey istemediğini gördüm. Bunun üzerine anneme; "Ey anne! Neden diğerlerine dua ettiğin gibi kendin için de dua etmiyorsun?" dedim. Buyurdular ki: "Evladım! Önce komşu sonra insanın kendisi."

 

4- İmam Hüseyin (a.s) Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu naklediyor: "Fatıma kalbimin sevincidir; iki oğlu kalbimin meyvesidir; eşi gözlerimin nurudur; evlatlarından olan İmamlar, Rabbimin eminleri ve O'nunla yaratıkları arasında ilişki bağıdırlar; kim o bağa sarılırsa kurtulur, kim de ondan ayrı kalırsa helak olur."

 

4- İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "İslam'ın zuhuru döneminde, Fatıma'dan başka Hatice'den bir evlat dünyaya gelmedi."

 

5- İmam Muhammed Bakır (a.s) da babalarından naklen şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a)'in kızı Fatıma'nın "Tahire" lakabıyla adlandırılmasının sebebi, her denes ve refesten (kir, leke ve çirkin şeylerden) tertemiz olduğu içindir..."

 

6- İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fatıma hayatta olduğu sürece Allah Teâla diğer kadınları Hz. Ali (a.s)'a haram kılmıştı; çünkü Hz. Fatıma kadınların gördüğü adetten pâk idi."

 

7- İmam Musa Kazım (a.s) da şöyle buyurmuştur: "Her evde Muhammed, Ahmed, Ali, Hasan, Hüseyin ve kadınlardan da Fatıma ismi olursa, o eve fakirlik ve yoksulluk girmez."

 

8- İmam Rıza (a.s) Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:"Miraca gittiğimde Cebrail elimden tutup beni cennete götürdü, cennet hurmasından bana verdi, ben de onu yedim. O hurma benim sırtımda nütfeye dönüştü. Yeryüzüne döndüğümde Hatice'yle birlikte olduk, O Fatıma'ya hamile oldu. Binaenaleyh Fatıma insan şeklinde olan bir huridir. Cennetin kokusunu özlediğimde kızım Fatıma'yı kokluyorum."

 

9- İmam Ali Naki (a.s) da babalarından naklen Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:"Kızım Fatıma'nın "Fatıma" adlandırılmasının sebebi, Allah Teala'nın O'nu ve dostlarını, cehennem ateşinden ayırıp uzaklaştırmış olduğundan dolayıdır."

 

10- İmam Hasan Askeri'ye (a.s); "Hz. Fatıma (a.s) neden "Zehra" olarak adlandırılmıştır?" dediklerinde İmam (a.s) şöyle buyurdular: "Hz. Fatıma'ya "Zehra" denilmesinin sebebi şunun içindir: Günün başlangıcında yüzü Emir'ul-Muminin (a.s) için güneş gibi nur saçardı, öğle vakti dolunay, akşamleyin ise yıldız gibi parlardı."

 

11- İmam Mehdi (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah'ın kızı Fatıma'da benim için örnek vardır; (buyurmuştur ki:) "Cahil, kötü amelleri neticesinde yakın bir zamanda helakete uğrayacaktır; kafir de ahiret yurdunun kimin olduğunu yakın bir zamanda anlayacaktır."

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler