19 Ekim 2021 Salı Saat:
14:48

Cehalet Ölümdür

01-06-2021 11:23


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bism-i Hû

 

Yaşadığımız dünyada, bütün varlıklar türlü sebeplerle birbirine bağlanmış vaziyettedir. İnsanoğlu çeşitli imtihanlar, zorlu şartlarla sürekli mücadele halindedir. Hiç kuşkusuz bütün varlıklar, her zerresinde yaratılışın güzelliğini de taşımaktadır. Güzelliklerin ve nimetlerin saymakla bitmeyeceği bir yaşam sürmekte ve sınırsız verilmiş imkânların şahitliğini yapmaktayız.

 

Dünyanın geçici olduğunun bilincinde, niçin dünyaya geldiğinin farkında, buradan göç edeceğinin inancında olan ve hesap gününde amelleriyle karşılaşacağını bilenler, her fırsat ve koşulda, günahlardan kaçarak vahyin kılavuzluğu altında yaşarlar. Kendilerini en güvenli koruma sisteminin altına almış olurlar. Zihnimizi karanlıklardan korumanın yolu Kur’an ışığında, ilim ve marifetten geçmektedir.

 

Modern dünyanın köleliği ve esaretinden kurtuluşun yegâne yolu Kur’an ve Ehl-i Beyt öğretileriyle hemhal olmaktan geçer. Öyleyse var gücümüzle ayetlere ve hadislere sarılmalı, bireysel anlamda gelişimi sağlamalıyız. Ancak bu şekilde farkındalığı yakalamak mümkündür.

 

Yaşamın kıymetini bilmek, fırsatları yakalayabilmek, imkânların ve nimetlerin farkına varabilmek gerekir ki, başarı için yol katedilebilsin. Kendimize ve benliğimize, ruhumuza değer katabilmek için gelişimin şart olduğunu unutmamalıyız.

 

Bireysel gelişimin sağlanmadığı ya da gerilediği toplumların çöküşte olduğunu, günümüzden geçmişe kadar gözlemleyebiliriz. Yapay düşüncelerle meşgul olma, mazlumu zalim görme, zalimi ise mazlum görme, kendisiyle değil başkalarının yaşamlarıyla meşgul olma gibi birçok acziyetlerin pençesine düşmüş örneklerle karşılaştığımızda, bilgisizliğin ne kadar korkunç, ilim ve bilginin de ne denli önemli olduğunu görebiliriz. İyiyi, kötüden ayırt edebilme yeteneğine sahip olmak için bilgi deryasından faydalanmanın şart olduğunu bilmeliyiz. Bilgi yoksunluğu ve cehalet sonucunda başımıza gelecek olan musibetin ne denli büyük olduğunu gelin İmam Ali’den (as) öğrenelim. Müminlerin Emiri Ali (as) şöyle buyurmuştur;

 

“Cehalet ölümdür, cehalet bir hastalık ve güçsüzlüktür, cehalet insanın ayağının kaydırır, cehalet ahireti bozar, cehalet her kötülüğün asıl köküdür ve cehalet kötülüğün kaynağıdır.”[1]

 

Karanlıklardan aydınlığa çıkmak için, nefsin kendi çukurunda boğulmamak için, iyiliği keşfetmek ve iyiliğe meyilli bir yaşam sürmek için arındırılmış bir kalp ve zihin sahibi olmak gerekir. İnsan nefsini ne kadar iyi tanırsa, o kadar çok mücadele sahnesinden ayrılmaz. Çabalamaktan vazgeçmez, günahlardan kaçış yollarının arayışında olur.

 

Bizler tertemiz bir zihne sahip olmak için de Resul-i Ekrem’in (s.a.a) arzuladığı gibi ûrvetu’l vuska yani sağlam kulpa sarılmalıyız.

 

En çok hakikati bilmek yakışır insana, bu hakikat ile Hakka yönelmek, bu yöneliş ile kalbi esas güzelliklerden mahrum bırakmamak yakışır. Rabbim bizleri tam bir teslimiyet ile yönelenlerden eylesin. Bilmediklerimizi öğrenme arzusu içinde olmayı, bildiklerimizle amel etmeyi muvaffak eylesin. Zorluk ve musibete uğradığımızda sabreden, günaha düştüğünde tövbe kapısına yönelenlerden eylesin. Diliyle değil kalbiyle Ehl-i Beyt’in (a.s) sevgisini barındıranlardan eylesin.

 

Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.

 

 

 

  

 

 



[1] Mizanu’l Hikmet c.2,s.154

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !