26 Ekim 2020 Pazartesi Saat:
06:55

Bulutun Arkasındaki Güneş

14-04-2020 12:49


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Rabbimize hamdolsun ki nimetini tamamladı ve kemale erdirdi. Bizleri hüccetsiz bırakmadı. Salât ve selam Hz. Muhammed (saa)’e ve pak tathir olan Ehl-i Beyt’ine, son vasisi zamanımızın hücceti İmam Mehdi(acil ferecehum)’ye olsun.

 

Şaban ayı H. 255 yılında dünyayı ve çağımızı şereflendiren İmam Mehdi(a.f) ‘nin doğum günü münasebetiyle Hz. Âdem’den beri müjdeleyen tüm enbiya ve vasilerine, hatem peygamber Hz. Muhammed (saa)’e ve ninesi Hz. Hatice(as)’ye, Ebu Eimme olan Müminlerin Emiri İmam Ali(as)’ye, Ümmü Eimme olan Hz. Fatıma Zehra(as)’ya, ceddi olan tüm Ehli Beyt imamlarına(sa), babası İmam Hasan Askeri(as)’ye ve annesi Nergis hatun(as)a tebriklerimizi arz ediyoruz. Bu nimetinden dolayı sonsuz lütuf ve kerem sahibi olan Rabbimize yine hamd ve şükranlarımızı sunuyoruz.

 

Hepimizin bayramı mübarek olsun.

 

Değineceğim konu gaybette İmam Mehdi (as)’den nasıl faydalanırız?

 

Yüce Allah’ın yeryüzünde eskiden beri bir sünnetullahı vardır. Hiçbir toplumu öndersiz bırakmamıştır. Bu her türlü eksiklikten münezzeh olan Rabb’imizin hem rahmetinden, hem de adaletindendir. Yüce Allah bir ayeti kerime de şöyle buyurmuştur.

 

“O kâfirler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?" derler. Sen bir uyarıcıdan başka bir şey değilsin ve her kavim için bir hidayetçi vardır.”[1]

 

el-Meani adlı eserde Muhammed b. Müslim'den şöyle rivayet edilmiştir:

 

İmam Cafer es-Sadık'a (a.s): "Sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir hidayet edeni vardır." ayetini sordum, buyurdu ki: Her imam, kendi zamanında yaşayan kavmin hidayet önderidir.”

 

Dolayısıyla bu delillerden anlıyoruz ki her peygamber veya onun vasisi o zamanın toplumu için bir merkezdir. Dünyanın eksenidir. Tüm dünya onun çevresinde döner. Yeryüzü ve gökyüzü onun varlığıyla ayakta durur.

 

Geçmiş tarihe baktığımızda tüm peygamberlerin kavimlerinin helak süreci o peygamberlerin o toplumlarından ayrılmasıyla olduğunu görürüz. Örneğin Hz. Lut (as), Hz. Şuayb (as), Hz. Musa(as), Hz. Salih (as) gibi. Kavimlerini bıraktıkları, onlardan ayrıldıktan sonra toplumları helak olmuştu.

 

“Allah'ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.”[2]

 

Aynı ilahi sünnet bizim içinde geçerli.

 

“Ey peygamber! Sen onların arasında iken, Allah onlara azap edecek değildir...”[3]

 

Bu kadar küfür ortada olduğu halde, her helak olan toplumların hastalıkları bizde de olmasına rağmen helak olmamamızın sebebi şudur;  aramızda olan o hidayetçi hüccetin olmasından kaynaklanmaktadır.

 

Hatem olan Hz. Peygamber(saa)’den sonra onun vasileri olan hidayet imamları sırasıyla gelmiş olup, en son vasi de İmam Mehdi (a.f.) şu anda aramızdadır. Aynı havayı teneffüs edip, aynı yeryüzünde yaşıyoruz.

 

“ … Her kavim için bir hidayetçi vardır.” [4]

 

O bize kendini açıklamasa da İmam Mehdi(a.f)’nin kendisinin de buyurduğu gibi bir güneş kadar net olarak var. Hem vahiy ve hadis olarak nakil, hem de akıl bunu teyit etmektedir.

 

Onu tanıyıp tanımamak veya onu görüp görmemek, onun varlığına, velayetlik ve imametlik yetki ve hakkına gölge düşürmez. Gerçeği örtmez. Nice gözleri olduğu halde kör olanların olduğu gibi nice görmeyenlerin de gözlerinin açık olduğunu biliyoruz. Nitekim insanların Peygamber Hz. Muhammed (saa)’i ve Ehl-i Beyt imamlarını gördükleri halde onlara tabi olmadıklarını ne yazık ki acı gerçeklerle biliyoruz.

 

Nitekim o bize gizlidir. Biz ona gizli değiliz. Elbette ki buna inanmanın yolu imamet, hilafet, velayet makamını marifet etmekten geçer. Bu makamları anlamayan, imanında nereye oturtacağını idrak edemeyen birisine gaybetin imtihanını da anlatamayız.

 

Bu gaybet dönemi önceden de haber verilmişti. Bu konuyla ilgili hem peygamber Hz. Muhammed (saa) ve hem de tüm imamlardan haberler gelmişti. Örneğin;

 

İmam Seccad (as) şöyle buyuruyor:

 

“Biz, Müslümanların imamı, dünya ehlinin hücceti, Müslümanların sorumlusuyuz. Yıldızlar nasıl gök ehlinin güvencesiyse bizler de yeryüzündekilerin güvencesiyiz. Bizim vasıtamızla, Allah istemedikçe gökyüzü yeryüzüne düşmez. Bizim vasıtamızla hakkın rahmet yağmuru yağmakta ve yeryüzü bereketlerini çıkarmaktadır. Eğer biz yeryüzünde olmasaydık, yeryüzü üzerindekileri yutardı. Allah’u Teâlâ, Âdem’i (as) yaratığı günden beri yeryüzü hiçbir zaman hüccetsiz kalmamıştır. Ama bu hüccet bazen zahir ve meşhurdur, bazen de gaip ve gizlidir. Kıyamete kadarda hüccetsiz kalmayacaktır. Eğer imam olmazsa Allah’a hakkıyla ibadet edilmez.”

 

(Orada bulunan) Süleyman diyor ki; insanlar gaip imamın varlığından nasıl faydalanırlar? Diye sorduğumda ise imam şöyle buyurdu; “ Bulutlar arkasında kalan güneşten istifade ettikleri gibi.”[5]

 

İmamın gaybette iken bize olan faydası için verilen örnek, gelişigüzel bir örnek değildir. Güneş tam aşikâr değil, ancak bulutun arkasında duruyor. Biz bulutun arkasında duran güneş için güneş diye bir şey yoktur diyemeyiz. Güneş vardır, ancak bulutun arkasındadır deriz. Güneş bulutun arkasında olunca biz yine gündüzdür, gecedeyiz diye nitelendirmeyiz. Dolayısıyla güneşin bulut arkasında durması, onun vazifesini yapmadığı anlamına gelmez. O yine yörüngesinde döner. Yeryüzünü ısıtır, ışığını verir. Gece, gündüz, yağmur, rüzgâr gibi her şeyi yönlendirir. Bitki ve tüm varlıklar yine ondan faydalanır. Nem, atmosfer basıncı, sıcaklık, aydınlık yine onun vesilesiyle olur. Yani kısaca tüm istenenler yine yerine getirilir.

 

İmam Mehdi (as)’nin konumu da böyle. Bir gizlilik perdesi vardır, ancak yine tüm yetki ve sorumluluğu devam etmektedir. İnanan ve inanmayan tüm varlıkların hatta cansız varlıkların bile velisi ve imamıdır. Dolayısıyla tüm varlıklar üzerinde ilahi istek üzere Hüccetullah, Veliyullah, Halifetullah’tır. Bakınız hep Allah diyorum.

 

Amel defterlerinin rutin olarak ona götürülmesi ve değerlendirmeden geçmesi de bunun ispatıdır. Ayrıca şahitlik olayı da sadece ahrete ait bir olay değildir. O bu yeryüzünde olumlu- olumsuz her yapılana da şahittir.

 

İşin başka bir yönü daha vardır. Güneşe odaklanırken bulutu görmezden gelemeyiz. Hâlbuki güneş ve bulut arasında çok önemli bir ilişki vardır.

 

“Bulutları harekete geçiren, rüzgârları gönderen, Allah'tır. Biz onu ölü bir beldeye süreriz ve ölümünden sonra yeri onunla diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.”[6]

 

Bulutun yeryüzüne bereketini indirmesi gibi imam Mehdi (a.f) de yeryüzüne rahmet yağdıracaktır. Bugün gaybette, yarın zuhurda O her daim insanlık için bir rahmettir. Ölü olan kalpleri diriltir. Çünkü o rahmet peygamberin rahmet vasisidir. O Mehdi’dir yani hidayet edendir.

 

Yezit oğlu Cabir Cu’fi şöyle diyor: “Abdullah oğlu Cabir Ensari’nin şöyle dediğini duydum:

 

…Cabir şöyle dedi: “Ey Allah’ın Elçisi! Gayba çekildiği devirde taraftarları O’ndan yararlanabilecek mi?”

 

Şöyle buyurdu Resulullah (saa) : “Evet. Beni peygamberlikle gönderene and olsun ki, taraftarları O’nun nuru ile aydınlanacak ve gayba çekildiği devirde güneş bulutların arkasında kalmasına rağmen, insanların güneşten yararlanmaları gibi onlar da O’nun velayetinden yararlanacaklardır.[7]

 

Elbette bu kısacık zaman, bu konuları anlatmaya yeterli değildir. Kısaca şunu iyi anlamamız gerekmektedir ki imamı cismani gözlerle görmeye takılmamalı, onu kalp gözlerimizle tasdik ve teyit etmeliyiz.

 

Güneşin bulutun arkasında durduğu halde inkâr etmediğimiz gibi, ikna olan bilinç ve derin bir muhabbet ile mutmain olmalıyız. Amellerimiz bu doğrultuda olmalı ve biz de ona karşı vazifelerimizin farkında olmalıyız. Dünyanın güneşin çevresinde döndüğü gibi, dünyanın ve İslam’ın bekasının İmam Mehdi (as)’ye bağlı olduğunu unutmamalıyız. Dolayısıyla bu zamanın imtihanı da görmediğin halde görüyormuşçasına inanmak olduğunu bilmeliyiz.

 

İmam Mehdi (af.) bizzat kendisi bu soruya şöyle cevap vermiştir:

 

İshak b. Yakup'tan şöyle dediğini rivayet eder: Muhammed b. Osman Amri'ye, sorduğum zor meseleleri içeren mektubumu Hz. Mehdi'nin huzuruna ulaştırmasını rica ettim. Mektubumun cevabı, efendimiz Zamanın Sahibi tarafından kendi hattıyla/yazısıyla bana ulaştı. (Mektubun cevabı şöyledir:)

 

“…Babalarımdan her birinin boynunda, zamanlarındaki tağutların biati vardı ama ben öyle bir zaman kıyam edeceğim ki tağutlardan hiçbirinin biati boynumda olmayacaktır.

 

Gaybet dönemimde benden faydalanmaya gelince: Bu dönemde benden faydalanmak, bulutlarla örtülen güneşten yararlanmaya benzer. Ben yeryüzü ehli için kurtuluş ve emniyet vesilesiyim. Nitekim yıldızlar da gök ehli için emniyet vesileleridir. Öyleyse sizi ilgilendirmeyen şeyleri sormayın. Sizden istenilmeyen şeyleri görmek için kendinizi zahmete düşürmeyin. Zuhurun çabuk olması için çok dua edin. Çünkü dua sizin kurtuluş vesilenizdir. Ey İshak b. Yakup (Allah'ın) selamı sana ve hidayete tabi olanlara olsun.”[8]

 

İlahi âmin!

 

İmam Mehdi(a.f) bir güneş kadar net ve parlak olarak Allah’ın yeryüzündeki şiarıdır. Gözlerini açabilenler o güneşe bakarlar ve yollarını görürler. Gözlerini açamayanlar da andolsun ki karanlıkta kaybolurlar. Kör olmalarının sebebi de güneşin olmayışından değil, hakikate gözlerini kapatmalarındandır.  

 

Allah’ım! O’nun ömrünü uzat, ömür süresini arttır, veli ve önder kıldığın şeyde O’na yardımda bulun, O’na ikramını çoğalt. Çünkü O; doğru yol bulmuş, hidayet eden, hidayet olmuş, kıyam edici, pak, takva sahibi, tertemiz, (Rabbinin verdiğine) razı ve hoşnut, sabreden, çaba gösteren ve çok şükredendir.

 

Allah’ım! Gaybet zamanının uzaması ve haberinin bizden kesilmesinden dolayı kesin inancı bizden alma. O’nu anmayı, O’nu beklemeyi, O’na iman etmeyi, zuhur edeceğine kesin inançlı olmayı, O’na dua etmeyi, O’na salât göndermeyi bize unutturma!

 

Gaybet döneminin uzamasıyla,(O’nun)zuhur ve kıyamından bizi umutsuz etme!

 

O’nun hakkındaki kesin inancımızı, Resul’ünün kıyamına ve indirdiğin ayetlere olan inancımız gibi sağlam kıl. Kalplerimizi O’na iman etmede güçlü kıl, bizi onun eliyle hidayet et, büyük ve doğru yola götür. Bizi O’na itaat etmekte güçlü ve O’na uymakta sebatlı kıl. Yine bizi O’nun grubunda, O’na yardım edenler ve O’nun işine razı olanlar arasında kıl. Bu inancı hayatta ve ölüm anında bizden alma!

 

Allahumme acil liveliyukel ferec

 

Allahumme salli ala Muhammed ve âl-i Muhammed a.f.

 

 

 

 


[1]Rad/7

[2]Fetih/23

[3]Enfal/33

[4]Rad/7

[5]Yanabiu’l Mevedde, c.2, s.217)

[6]Fatır/9

[7]Kemalu’d-Din, Şeyh Saduk, 23. Bölüm, H.3, s.341

[8]AGE, s. 519

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !