26 Ekim 2020 Pazartesi Saat:
14:09
20-12-2019
  

Ayetullah Hamanei ile Ailede Manevi Yaşam

Gençlerinizi ve kadınlarınızı koruyunuz. Bu sizlerin vazifesidir. Bunun aile yapısına etkisi vardır..

Facebook da Paylaş

 

 
Ehlader Araştırma Bölümü
 
 
 
 
 
Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'nin fikir ve düşüncesine göre, ailede manevi tekâmülü hazırlamak ve oluşturmak için en etkili kanun sevgi kanunudur. Bu konuyu Ayetullah Hamanei defalarca beyanatlarında buyurmuştur.
 
Ayetullah Hamanei'nin düşüncesinde maneviyatın farklı boyutları mevcuttur. 
 
Maneviyat bazen insanın bireysel ruh iyesi ve meyli ile alakalıdır. Bu açıdan dolayı kişi ferdi olarak manevi boyutunu güçlendirmek için belli bir program tayin etmeli ve bu program üzerine hareket ederek tekâmüle ulaşmaya çalışmalıdır. 
 
Bazen ise maneviyat toplumsal alanlarda guruplarla ve hiziplerle alakalıdır. Bu boyutta toplum, hem gurup hem de hizipler olarak ortak bir şekilde hareket ederek maneviyatlarını geliştirmelidir.
 
Bazen sınırlı ve mahdut kanunlarla irtibat kuran maneviyat, gelişim aşamasında bu kanunlardan daha çok yararlanma ihtiyacı duyar. İşte bu nedenle toplumsal ve bireysel gelişimde bu manevi havaya ihtiyaç vardır.
 
Konuya ilişkin en güzel örnek ailede bulunan sevgi kanunudur. Ayetullah Hamanei beyanatlarında ısrarla bu konuda vurgu yapmıştır.
 
"Tüm manevi değerleri sevgi dolu bir ailede bulabilir ve bu değerleri tüm topluma yayabilirsiniz."
 
Ayetullah Hamanei bu düşüncesiyle maneviyatın temeli oluşturan değerin, aile olduğunu vurgulamakta ve uluslararası bir toplantıda temsilcileri muhatap alarak şöyle buyurmaktadır:
 
"Bizler kendi ülkelerimizde fesat ile mücadele etme düsturunu ciddiye almalıyız. Bunun için toplumun çekirdeğini oluşturan ve bireylerin yetiştiği yer olan aile kurumunu muhabbet, sevgi ve maneviyatla donatmalıyız."
 
Maneviyat Aile Ortamında Çocuklara Aşılanmalıdır
 
Ayetullah Hamanei'ye göre aile sadece dünyaya çocuk getirme ve neslin devamının başlangıç yeri değildir. Aile marifetin ilk basamağıdır ve dini bilgiler, manevi değerler ailede çocuğa öğretilmelidir. Ayetullah Seyyid Ali Hamanei "dini eğitim çocuklukta başlar" noktasında, kendi çocukluk döneminden örnek göstererek, kısa bir hatırasını şöyle anlatır:
 
"O zamanlar benim için önerilen dua, zikir ve amelleri yerine getirme hususunda hiç ihmalde bulunmazdım. Hatırladığım kadarıyla henüz buluğa ermemiştim buna rağmen Arife gününün amellerini yerine getirdim. O güne mahsus amellerin ne kadar fazla olduğunun ve çok zaman aldığının sizlerde farkındasınızdır. Ameller öğle ve ikindi namazından sonra başlar. Eğer bütün ameller yerine getirilmek istenirse gün batımına kadar sürebilir.
 
O günü çok iyi hatırlıyorum annem ile birlikteydim; annemin kendisi çok dua eder ve müstehap ameller yapardı. Arife günüydü, evimizin bahçesi vardı. Bahçenin bir köşesine kilim gibi bir şey serdik ve onun üzerinde ibadet edilmeye koyulduk. O gün açık havada ibadet etmek müstahaptır diye bahçede ibadet ettik. Hava çok sıcaktı. Aklımda kaldığı kadarıyla o yıllar yaz veya sonbaharın ilk aylarıydı. Günler çok uzundu. Bahçede kilimin üzerinde oturarak ibadete koyulduk. Arife gününün amellerinde yer alan dua, zikir ve namaz bütün amellerin hepsini yerine getirdim. Bazen annem okuyor ben ve kardeşlerim tekrar ediyorduk. Benim çocukluğum ve gençliğimin ilk yılları böyle geçti. Her zaman dua ve yakarışlarla geçen çocukluğumda manevi bir ortam mevcuttu."
 
Ayetullah Hamanei'nin düşüncesinde dini bilgiler iki kısma ayrılır:
 
Birinci kısım ilim, imana dayalı, kalbi bir tanımadır ve hem marifetin esası hem de aile misyonu olarak tabir edilir.
 
İkinci kısım ilim, delile dayalıdır. Akli, nakli ve tecrübe ile elde edilir.
 
Ayetullah Hamanei, delile dayalı marifetin (özellikle dini alanlarda) gelişmesi noktasında, kurum ve teşkilatların en azami ölçüde çaba göstermesini ve bu konuya ehemmiyet vermesini ister. 
 
Lakin kalbi tanıma tamamen kişiseldir ve insan kendi azmi ile kurtuluş yolunu kat ederek ebedi saadete ulaşabilir.
 
Toplantıların birinde Ayetullah Hamanei'ye “Siz Allah'ı nasıl tanıdınız?” diye sormuşlardı. Ayetullah Hamanei cevap olarak şöyle buyurdu:
 
"Allah lafzını ilk olarak ailemden duydum. Daha sonraları yapmış olduğum araştırmalar sonucunda delile dayalı olarak Allah'a iman etmek gerekliliğini öğrendim.
 
Azizlerim! Delile dayalı ilim ve marifet elbette gereklidir ama insanı kurtuluşa götüren en sağlam delil, kalbi yakin ve imandır. Ebuzer Müslüman olduktan sonra İslam peygamberinin (s.a.a) huzuruna vardı. Peygamber (s.a.a) Ebuzer'e ne Nizam Delili'ni (Burhan-ı Nezm), ne Sebep-Sonuç Delili'ni (Burhan-ı İllet ve malul) ve nede Vacibu'l Vücut delili anlatmıştı. Peygamberin (s.a.a) yaptığı tek şey kendi inancını Ebuzer'in kalbine aktarmaktı."
 
İlahi sözlere teslim olan kalbe imanın nuru taht kurar. Yakinin insan bedeninde kurduğu saltanat, ilme dayalı kaleden daha sağlam ve değerlidir. 
 
Bu kalbi iman, ister anne- baba tarafından verilsin, isterse bir başkası tarafından öğretilsin. Veya isterse insan karşılaştığı bir olay karşısında bu yakine ersin. Sebep ne olursa olsun bu ilim ve iman çok değerlidir. Bu şekilde yakine varmak, delile ve kanıta dayalı imandan daha önemlidir. Zira delile dayalı imanda şüphe söz konusudur.  Vesveseye düşülebilir; hata yapma olasılığı mevcuttur.
 
İnsan iman noktasında karşılaşmış olduğu vesveselerden kurtulmak için kendini delile dayalı marifetle koruma altına almalıdır. Delil ve kanıtlar, insan için birer sütun ve duvar görevi görmektedir. İnsan bunların vesileleri ile kendisini her türlü hata ve yanlışa karşı koruyabilir. Yani bir başkasının düşüncesi insanda şüphe yaratmayacaktır. Ama insana asıl yön veren, onu hareketlendiren yaşamın her alanında ona yardım eden şey, imana bağlı inançtır ki özünde sevgi, cazibe, teslimiyetten oluşmaktadır.
 
Ayetullah Hamanei ailede maneviyatın geliştirilmesi noktasında ailenin tüm fertlerinin sorumlu olduğunu, mümkün mertebe iman ve takvayı birbirlerine tavsiye etmeleri hususunda şöyle buyuruyor:
 
"Gençlerinizi ve kadınlarınızı koruyunuz. Bu sizlerin vazifesidir. Bunun aile yapısına etkisi vardır. Aileden birinin yaptığı hata, ağızdaki çürüyen dişin, diğer sağlam dişleri tehdit etmesi gibi tüm aile fertleri için risk doğurur. Yanlış yapan aile ferdi, muhatap olduğu diğer insanları da etkisi altına alabilir. Zira aile etkileşim yeridir.  Ailenin her ferdi ötekinden kolaylıkla etkilenir. Benim için her zaman calip olan bir ayet vardır:
 
"İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık." (Tur/21)
 
Rivayette şöyle geçmektedir; 
 
"Gözleri aydın olsun. Sizler mümin olur iseniz, çocuklarınızı mümin olarak yetiştirebilirsiniz. Eğer çocuklarınızda bir kusur olur ise kıyamet gününde Allah, o çocuğun kusurlarını giderecek ve o çocuk cennette sizlerle birlikte olacaktır. Onun gelmesiyle sizlerin gözü aydın olacaktır. Allah Teâlâ inanan bir mümine hayal edebildiğinizden çok daha fazla değer vermektedir."
 
Aile Sevgi ve Şefkat Yuvasıdır
 
Maneviyatın bir bölümü sevgi ve şefkat hislerinden oluşur. Bu konu psikolojide de geçer. Sevgi ve şefkat hisleri, anne be baba yoluyla çocuğa aktarılır. Bu aktarım vesilesi ile aile bireyleri arasında güçlü bir sevgi ve muhabbet ortamı oluşmaktadır. Dini öğretilerle ve bu öğretilerin manevi yolla aktarımı sayesinde aile fertlerini baştan ayağa donatmak mümkündür. Bu bakış açısından dolayıdır ki Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'nin düşüncesinde ailede asıl olan sevgi ve şefkat ilkesidir.
 
Bu konuda Ayetullah Hamanei şöyle buyuruyorlar:
 
"Bazı batı ülkelerinde baba ve oğul bir şehirde yaşadığı halde oğul yıllarca babasını arayıp sormaz bile. Aile fertleri bir arada yaşamazlar. çocuklar anne ve baba sevgisinden, şefkatinden mahrum büyürler. Anne ve baba sadece kanun esaslı olarak birbirleri ile görüşürler. Anne farklı bir yerde çalışır, baba farkı bir yerde. Anne akşam saat 8'de işten çıkar, baba ise saat 10'da. Anne bir arkadaşı ile görüşür, baba bir dostuyla iş yemeğindedir. Böyle bir aile yaşantısında sevgi ve şefkate yer yoktur. Böyle ailelerin yapısı bozulmaya yüz tutmuştur."
 
Böyle bir aile yaşantısı bizim onayımız dışındadır. Bizim hedefleyip hayalini kurduğumuz aile, temelinde bireyler arasında sevgi ve şefkat olan ve bu ünsiyet ortamını topluma yayan bir sevgi kurumudur. Toplumun her ferdini, kendi aile bireyi gibi gören bir bakış açısıyla çevresindeki kırk evi kendi ailesi olarak gören bireyler yetiştirin. Böyle yaparsanız ideal bir aile olursunuz. Yaşadığınız muhiti sevgi ve şefkat yuvasına tebdil edersiniz. 
 
Toplumun bütün fertleri bir diğeri için sorumluluk üstlenmelidir. Sizler sorumluluk sahibi insanlarsınız. Bu şekildeki sevgi kaynaklı değişimler, toplumu ileriye götürür. Bu değişim ve gelişimler, İslam'ın önerdiği ve kabul ettiği şeylerdir.
 
Ailede Cinsel Kontrol Kuralı
 
Günümüz dünyasının sahte ve uydurma ekol ve mektepleri, ailede cinsel kontrol ilkesine karşı bırakın tedbir almayı hatta bu ilkeyi istismar ettiler. Bu istismarlarını meşrulaştırmak ve sahte düşüncelerine taraftar toplamak için maneviyat sloganları attılar. 
 
Son yıllarda İran'da irfan dalında Osho mektebi yaygınlaşmıştır. Ayetullah Hamanei'nin düşüncesine göre “cinsellikte özgürlük düşüncesi” eğer aile kurumu ve kuralları dışında oluşursa, ailenin yapısı zayıflar ve bozulur. Ayetullah Hamanei göre semavi dinlerin övünç kaynaklarından birisi de cinsel isteklerin sınırlı tutulmasıdır. 
 
Genel anlamda tüm ilahi dinlerde özelde ise İslam dininde, cinsel istek ve arzuların karşılanma yeri evlilik akdi ile kurulan aile müessesesidir. 
 
Elbette şunu unutmamakta fayda var; evlilik tamamen cinsellik üzerine kurulu bir kurum değildir. Zira bazıları cinsellik gütmeden karşı cinsten biriyle evlenerek huzur elde edebiliyor.
 
Aile müessesesini desteklemek için tüm semavi dinlerde kanun ve kurallar konmuştur. Eğer insan cinsel isteklerin tatmini konusunda başıboş bırakılırsa ya kendini düzenli bir aile yaşantısından soyutlayacak veya beyhude ve saçma bir yaşama sahip olacaktır. Böyle insanlar, aykırı istek ve düşüncelerin girdabında rüzgârın savurduğu yaprak gibi rotasız bir hayatın pençesinde harap olur. 
 
Eğer bugün dünyanın birçok yerinde huzursuz ve sevgiden uzak aileler müşahede ediliyorsa bunun nedeni, insanların cinsel istekler doğrultusunda bir yaşam sürmelerindendir. Çünkü hem erkek hem de kadın cinsel ihtiyaçların temini noktasında herhangi bir kural tanımıyor. 
 
Lakin dini kuralların yaşatıldığı yerlerde böylesi sapkınlıklara yer yoktur. Çünkü dinde, kadın ve erkek için her şey mevcuttur. Dini düsturların korunup riayet edilmesi ile aile yapısı koruma altına alınır.
 
 
 
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler