23 Ekim 2019 Çarşamba Saat:
05:02
11-12-2013
  

Ammar bin Yasir (r.a)

Ammar'ın babası Yasir ve annesi Sumeyye, İslamiyet'i ilk kabul edenlerdendi...

Facebook da Paylaş


 

Ammar, Yasir b. Kenabet b. Kays Enbes'in oğlu olup Mezhec Kabilesi'ne mensuptu. Künyesi Ebu Yakzan'dır. O, Peygamber efendimizin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) ve Hz. Ali'nin (Aleyhisselam) büyük sahabelerinden ve Erkan-ı Erbaa'dandı.


Ammar'ın babası Yasir ve annesi Sumeyye, İslamiyet'i ilk kabul edenlerdendi. Oysa Kureyş'in işkencelerine maruz kalarak İslam yolunda ilk şehadet derecesine ulaşanlardı. Ammar 34 yaşında Müslüman oldu ve annesi ile birlikte Müslüman olduklarını ilk açıklayanlardandı. Ammar, İslam'ın ilk başlangıcında Kuba Mescidi'ni yaptı.


Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) Müslümanlar arasında kardeşlik akdi okurken Ammar ile Huzeyfe Yemani'yi kardeş etti.  Bu temiz ve pak hanedan, İslam yolunda Mekkelilerin işkencelerine ve zulümlerine maruz kaldı. Babası ve annesi bu yolda şehit oldu ve kendisi ise takiye ederek canını kurtardı.


Ammar, Habeşe ve Medine'ye hicret etmiş, iki kıbleye namaz kılan Müslümanlardandı. O, Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) tüm savaşlarına katılmış ve Yemame Savaşı'nda kulağı koparak gazilik şerefine nail olmuştur.


Abdullah b. çmer şöyle diyor: Yemame Savaşı'nda Ammar'ın yüksek bir tepeye çıkarak, "Ey Müslümanlar, cennetten mi kaçıyorsunuz? Ben Ammar b. Yasir'im, yanıma gelin, sözlerimi dinleyin!" diye sesleniyordu. Bu esnada kulağının koptuğunu ve yerde hareket ettiğini gördüm.
İbn-i çmer sonra şöyle devam etti: Ammar uzun boylu, geniş omuzlu biriydi. Ağarmış saçlarını boyardı.


Ammar, üçüncü halife Osman'ın muhaliflerindendi. Osman'ın muhaliflerine yardım ederdi. Hz. Ali'nin (Aleyhisselam) sadık ve fedakâr yaranlarındandı. Cemel ve Sıffin savaşlarına katılmıştı. Sıffin Savaşı'nda 90 küsur yaşlarındayken Muaviye tarafından şehit edildi. Hz. Ali (Aleyhisselam) Ammar'a gusül vermeden elbisesiyle defnetti.


Hadis kitaplarından Ammar b. Yasir'in Said ve Muhammed adlarında iki oğlunun olduğu ve onlardan 62 hadis rivayet edildiği nakledilmiştir.


Ammar'ın Müslüman Oluşu


Ammar, Müslüman oluşunu şöyle anlatır: Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) ile görüşmek üzere Erkam'ın evine gittim. Mushab b. Senani Rumî'yi evin önünde beklerken gördüm. Ona niçin buraya geldiğini sordum. O da bana aynı soruyu sordu. Bunun üzerine ona, Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) sözlerini dinlemeye geldim diye cevap verdim. O da, ben de Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) sözlerini dinlemek için buraya geldiğini söyledi. Birlikte Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) huzuruna çıktık. Resul-i Ekrem (s.a.a) bizi Müslümanlığa davet etti. Bizde davetini kabul ederek İslam dinini seçtik. O gün akşama kadar Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) yanından ayrılmadık, karanlık çöktükten sonra korku ve endişe içinde evlerimizin yolunu tuttuk."


Ammar ve Ailesinin İşkencelere Karşı Sabırları


Ammar'ın, babası ve annesi zikredildiği gibi İslam yolunda büyük işkence ve zulümlere maruz kalmış ve bu uğurda sabrederek imanlarından ve inançlarında bir an bile taviz vermediler. Ammar'ın anne ve babası yüce İslam yolunda kahramanlık ve fedakârlıklarıyla şehadet şerbetini içerek isimlerini tarihin iftihar dolu sayfalarına yazdırdılar.


Kureyşliler Mekke'de yeni Müslüman olanlara, akrabası olmayanlara ve kimsesizlere fiziki ve psikolojik işkenceler uygulayarak onları İslam ve inançlarından vazgeçmeye zorluyorlardı. Ammar hanedanı da Mekke'de kimsesiz ve yalnız oldukları için ruhî ve fizikî işkencelere maruz kalıyorlardı. Ammar'ın anne ve babası Mekke'nin kavurucu yaz sıcağında sıcak kumların üzerine yatırılarak çeşitli fiziki işkencelere maruz bırakılıyorlardı. Resul-i Ekrem (s.a.a) yanlarından geçerken onları bu büyük işkence karşısında sabra davet eder ve Allah'ın sadık vaadiyle cennetle müjdeleyerek şöyle buyuruyordu:


"Ey Yasir hanedanı! Sabredin, vaat edilen cennet sizin içindir."


Bir başak rivayette şöyle nakledilmiştir: Vaktiyle Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) Ammar'ın yanından geçerken müşriklerin onu ateşe atmak istediklerini gördü. Bu durum Peygamberi (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) derinden etkiledi, gaybî güçle Ammar'a inayet ederek şöyle buyurdu: "Ey ateş! Hz. İbrahim'i (Aleyhisselam) yakmadığın gibi Ammar'ı da yakma ve ona serin ol."


Hazretin duasıyla ateş Ammar'ı yakmadı. Kurân-ı Kerim'de Ammar hakkında birçok ayet nazil olmuştur: "Ateşte yanacak olan kâfirler mi hayırlı yoksa ahiretten sakınarak, Rabbinin rahmetini umarak, geceleri secde ederek, kıyamda durarak, gönülden ibadet eden mi daha hayırlı?"


Ammar b. Yasir Peygamber'in (s.a.a) Yanında


Abdullah b. Abbas Resul-i Ekrem'den (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) şöyle nakleder: "Ammar, tepeden tırnağa imanla doldurulmuş, eti ve kanı imanla yoğrulmuştur."


Hz. Ali (Aleyhisselam) Resul-i Ekrem'den (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) şöyle nakleder: "Allah Ammar'ı baştan ayağa imanla donatmış, eti ve kanını imanla yoğurmuştur. Ammar hakkın peşinden giderdi. Asla ateş Ammar'ı yakmaz…"


Yine Ayşe Allah Resulünden (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) şöyle nakleder: "Ammar hak ile hakta Ammar iledir, hak nerede olursa Ammar da oradadır. Ammar'ın katili ebedi cehennemde kalacaktır."


Resul-i Ekrem'den (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) şöyle nakledilmiştir: "Cennet üş kişi görmeye müştaktır." Bu sırada Ebubekir içeri girdi, adamın biri Ebubekir'e dedi ki: "Sen ümmetin sıddıkı ve Pegamberin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) mağara arkadaşısın; cennetin müştak olduğu o üç kişiyi Peygambere sen sor!"


Ebubekir sormaktan çekindi, kendi kendine; "Eğer ben o üç kişiden bir olmazsam rezil olurum" diye düşündü. Bu sırada çmer içeri girdi, adamın biri çmer'e şöyle dedi: "Ey Eba Hafsa! Sen ümmetin farukusun, melekler senin ağzın ile konuşur, Allah Resulü'ne (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) cennetin müştak olduğu o üç kişinin kimler olduğunu sen sor!"


çmer, o üç kişiden bir olmayacağından korktuğu için sormaya cesaret edemedi. Bu sırada Hz. Ali (Aleyhisselam) içeri girdi. Aynı adam Hz. Ali'ye (Aleyhisselam) şöyle dedi: "Ya Ebal Hasan! Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) buyurdu ki: Cennet üç kişiyi görmeye müştaktır. O üç kişinin kimler olduğunu Allah Resulü'ne sorar mısın?"


Hz. Ali (Aleyhisselam); "Sorarım ve eğer o üç kişiden biri olursam yüce Allah'a şükredeceğim!" dedi. Hz. Ali (Aleyhisselam) Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) yanına gelerek şöyle arz etti: Cennetin müştak olduğu o üç kişi kimlerdir?
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) şöyle buyurdu: "Ey Ali (Aleyhisselam) sen onların ilkisin, ikincisi Salman, üçüncüsü Ammar'dır."

 
Ammar Medine ve Kuba Mescitlerinin Yapımında


Ammar Yasir, büyük bir ciddiyetle dini ve toplumsal faaliyetlerde bulunuyordu. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) Kuba'ya varınca şöyle buyurdu: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) namaz vakitlerinde cemaati bir araya toplayacak ve çalışmalar yapabileceği bir mekân yapmamız gerekir." Ammar yalnız başına etraftan taşlar toplayarak Kuba mescidinin inşasını başlattı. Böylece Ammar İslam'ın başlangıcında ilk mescidi bina eden şahıs unvanını aldı.


Ammar Medine mescidinin yapımında herkesten daha çok zahmet çekerek büyük bir aşk ve istekle çalışıyordu.


Ebu Said Hudrî şöyle naklediyor: "Medine mescidi yapımında biz taşları tek tek taşıyorduk. Ancak Ammar iki kişinin işini yapıyordu ve Resul-i Ekrem de (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) onun mübarek yüzünün tozunu ve toprağını temizler ve hakkında şöyle buyururdu:


"Ey Sümeyye'nin oğlu! Kendine dikkat et! Sen azgın ve zalim bir topluluk tarafından öldürüleceksin!"  


Ammar Kufe Valisi


Ammar, halifelerin de saygı duyduğu bir şahsiyetti. İkinci halife çmer b. Hattab Ammar'ı Kufe valiliğine atayarak şöyle bir mektup yazdı:


"Ben Ammar'ı vali ve İbn-i Mesud'u da size öğretmen olarak gönderiyorum. Bu ikisine uyun ve itaat edin. Zira bu ikisi Resulullah'ın en büyük sahabelerindendirler."
Fakat çmer bir müddet sonra Ammar'ı görevden alarak başkasını yerine atadı. Bir grup Ammar'a şöyle sordu: Valilikten alındığın için rahatsız oldun mu? Ammar şöyle cevap verdi:


"Allah'a yemin ederim ki valiliğe atandığıma hiçbir zaman sevinmemiştim ki azledildiğimde de üzüleyim." 
 

Ammar'ın Osman'a İtirazı


Osman'ın dönemi bidatlerin ve yolsuzlukların çoğaldığı bir dönemdi. Bu dönemde bidatler ve yolsuzluklar had safhaya ulaşmış ve liyakatsiz kişiler vali olarak atanmıştı. Ne yazık ki bu iş normal bir hale gelmişti. çyle ki halk Osman'ın aleyhine ayaklandı. Osman'a karşı ayaklananların en başında gelenlerinden biri de Ammar Yasir'di. O bu yolda çok işkence gördü.


Allame Eminî, Ensabu'l-Eşraf adlı eserden şöyle nakleder: Devlet bütçesinde az miktarda altın vardı. Osman onu bütçeden alarak akrabalarına ve yakın dostlarına paylaştırdı. Bunun üzerine halk bu olayı duyunca Osman'a itirazda bulunarak suçladılar. Gördükleri haksızlıktan dolayı onu ağır bir dille eleştirerek tepkilerini dile getirdiler. Osman bu durum karşısında sinirlenerek şöyle dedi:


"Bu mallar Allah'ındır, insanlar isteseler de istemeseler de o maldan ihtiyacım kadarını alır ve istediğim kimselere veririm."


Orada İmam Ali de (Aleyhisselam) bulunuyordu. İmam (Aleyhisselam) ayağa kalkarak şöyle buyurdu: "Eğer durum söylediğin gibiyse bunu yapmana müsaade etmeyiz ve sana engel oluruz."


İmam Ali'den (Aleyhisselam) hemen sonra Ammar ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Allah'a andolsun ki, bu işe ilk ben karşı çıkarım!"


Osman, İmam Ali'nin (Aleyhisselam) ve Ammar'ın bu sözlerinden rahatsızlık duyunca Ammar'a şöyle dedi: "Ey çirkin kadının oğlu! Bana karşı küstahça davranıyorsun!" Daha sonra askerlerine emir verdi ve Ammar'ı Daru'l-İmare'ya götürdüler. Daru'l-İmare'de Ammar'a işkence ettiler ve o kadar dövdüler ki cansız bedeni yere yığılıverdi. Ardından onu Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) hanımı çmmü Seleme'nin evine götürdüler. Ammar kendine gelince öğle, ikindi ve akşam namazları kaza olmuştu. Kaza olan namazlarını kıldıktan sonra şöyle dedi: "Yüce yaratan Rabbime şükürler olsun! Bu Allah yolunda gördüğüm ilk işkence değil."  


Halkın Ammar'ın Sürgün Edilişine İtirazı


Ammar'ın Osman'ın adaletsiz tutumlarına karşı itirazları devam ediyordu. Osman ise Ammar'a ne kadar işkence etse de itirazlarının devam edeceğini görünce onu sürgün etmekten başka çaresinin kalmadığını gördü. Fakat bu çirkin emelini uyguladığı zaman halkın itirazlarıyla karşı karşıya kalacağından habersizdi. Osman Ebuzer'in Rebeze'de şehadet haberini alınca onu rahmetle andı. Ammar bunu duyunca şöyle dedi: "Evet, Allah Ebuzer'e rahmet etsin, bizim elimizden kurtuldu."


Ammar'ın bu sözü Osman'a ağır gelince Ammar'ın ensesine vurdu ve şöyle dedi: "Onu Rebeze'ye sürdüğüm için pişman olduğumu zannetme! Seni de Rebeze'ye göndereceğim."


Bunun üzerine Benî Mahzum kabilesi Hz. Ali'nin (Aleyhisselam) yanına giderek Osman'ın Ammar'ı sürgün etmemesi için onunla konuşmasını ve ona engel olmasını istediler. Hz. Ali de (Aleyhisselam), Osman ile görüşerek şöyle dedi: "Ey Osman! Allah'tan kork! çmmetin en salih ve iyilerinden birini sürgün etmiştin, o da sürgünde öldü ve şimdi de onun gibi birini mi sürgün edeceksin?"


Osman ve Hz. Ali'nin (Aleyhisselam) arasında şiddetli tartışma geçti. Osman, Hz. Ali'ye (Aleyhisselam) şöyle dedi: "Sen herkesten daha çok sürgün edilmeyi hak ediyorsun!" Bunun üzerine Hz. Ali (Aleyhisselam) şöyle buyurdu: "Beni sürgün edebilirsin, önemli değil."


Ammar'ın sürgün haberini Ensar ve Muhacir duyunca Osman'ın etrafına toplanarak şöyle dediler: "Böyle ahlak dışı bir davranış olmaz, sana kim itiraz etmeye kalkışıyorsa onu hemen sürgün ediyorsun! Bu zulmün ve tutumun böyle devam etmez!" Osman halkın şiddetli itirazlarıyla karşı karşıya kalınca bu tutumundan ve Ammar'ı sürgün etmekten vazgeçti.


 Ammar, İbn-i Mesud'un Vasiyetine Amel Ettiği İçin İşkence Görüyor!


Tarih kitaplarında şöyle nakledilmiştir: Ammar üçüncü halife Osman'ın emriyle defalarca işkencelere maruz kalmıştır. Yakub-i şöyle nakleder:


Ammar, Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem) büyük sahabesi Abdullah İbni Mesud'un vasiyeti üzerine İbn-i Mesud'un ölümünü Osman'dan gizlemek zorunda kaldı. Osman, Medine'de yeni bir mezar görünce "Bu kimin mezarıdır?" diye halka sordu. "Bu mezar İbn-i Mesud'un mezarıdır" dediler. Bunun üzerine Osman sinirlenerek şöyle dedi: Benim haberim olmadan onu nasıl defnedebilirler. İbn-i Mesud, bunu sizden gizlemesi için Ammar'a vasiyet etmiştir. Bu yüzden Ammar da sizden habersiz onu defnetti.


Belazurî şöyle naklediyor: Osman, Ammar'ı İbn-i Mesud'un vefatını gizlediği için o kadar dövdü ki Ammar sonunda fıtık oldu.

 

İmam Ali'nin Ashabı Kitabından Alıntıdır

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler
Flag Counter