26 Mayıs 2020 Salı Saat:
11:35
30-03-2020
  

Ahlak Sohbetleri 35. Bölüm

Ayetullah Mekarim Şirazi'nin Ahlak Dersleri – Kum/Mart/2020

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

 

 

 

Geçtiğimiz hafta ailede ahlak konusunda çocuk sahibi olmanın gerekliliğini ele aldık. Bu hafta ise çocuğun ebeveyni üzerindeki haklarına dikkat çekeceğiz. Çocuğun anne ve babası üzerindeki hakları "Ailede Ahlak" konusunun başlıklarındandır. Ancak biz asıl konumuza geçmeden evvel yine önemli bir konuya değineceğiz.

 

Hak Tek Taraflı Değildir

 

Hak konusu insanlık açısından -hatta bu âlem ile ilgili konuları da kapsıyor- çok geniş ve önemli bir konudur. Üzerinde dikkatle durulması gereken konu şudur; hak tek taraflı değildir. Kim birinin üzerinde hak sahibiyse, karşısındaki de onun üzerinde hak sahibidir. Örneğin alıcının borcunu vaktinde alma hakkı varken, borçlu olanın da imkânı dâhilinde verebileceği bir tarihe kadar mühlet isteme hakkı vardır. Ya da başka bir örnek verecek olursak; öğretmenin öğrenci üzerinde hakkı varsa, öğrencinin de öğretmen üzerinde hakkı vardır. Anne babanın da evladı üzerinde hakkı var, evladın da anne baba üzerinde hakkı var. Hatta evladın anne baba üzerindeki hakkı daha fazladır. Kısacası hak konusu çok geniş bir konudur ve hak tek taraflı değildir.

 

Emir'ül Mü'minin (as) ve Hak

 

Hz. Ali (canımız onun nurlu sözlerine feda olsun) hak ile ilgili önemli bir noktaya işaret etmiştir.

 

"Allah, işlerinizin idaresi sebebiyle üzerinizde benim için bir hak karar kılmıştır. Benim sizin üzerinizde hakkım olduğu gibi sizin de benim üzerimde hakkınız var. Hak nitelendirilmede en geniş, amel makamında en dar olan şeydir. (Haklar karşılıklıdır..) Başkasının üzerinde hakkı olanın, başkasının da onun üzerinde hakkı vardır. Başkasının kendi üzerinde hakkı olanın da, başkası üzerinde hakkı vardır. Birinin üzerinde hakkı olan, ama başkasının kendi üzerinde hakkı olmayan biri olsaydı, bu yaratıkları değil, ancak münezzeh olan Allah olurdu. Zira kulları üzerinde güç sahibi ve her işi adaletiyle icra eden O'dur. Ama münezzeh olan Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı, kullarının kendisine itaat etmesidir. Buna karşılık O da lütfuyla onların yaptıklarını kat sevapla mükâfatlandırmasını, ehli olana da artırarak genişlik vermesini bir hak bilmiştir."[1]

 

(Allah'ın mükâfatı hak mı yoksa ödül mü konusu uzun bir konudur, o yüzden burada ele almayacağız.)

 

Allah'ın, Peygamber ve kitap göndermesi, insanların Allah üzerindeki haklarından biridir. Bu yüzden Allah insanoğlunun hidayeti için yüz yirmi dört bin Peygamber göndermiş[2] ve kitap nazil etmiştir. Kısacası Yaratıcı'nın yarattıkları üzerinde hakkı olduğu gibi, yarattıklarının da Yaratıcı üzerinde hakları vardır. (Bu konu hak konusundan önemli bir yeri teşkil eder)

 

Bizler yaşam alanımızdaki dağ, orman, deniz, ağaç ve benzeri şeylerden faydalanma hakkına sahibiz. Tabii elbette sadece doğru bir şekilde faydalanabilme hakkına sahibiz! Yaşam alanımızdaki doğal güzelliklerin de bizim üzerimizde hakları vardır. Onları korumamız ve onlardan faydalandığımızda aşırıya kaçmamamız gerekir. Üstelik bizden sonraki nesilleri de düşünmemiz gerekir.

 

İslam Peygamberinin (saa) Sözlerinde Hayvan Hakları

 

Şu noktaya dikkat buyurunuz, Peygamberimizin hayvan hakları ile ilgili uyarılarda bulunması, o zaman için çok önemli bir meseleydi. Şimdi zikredeceğimiz rivayette de göreceksiniz:

 

Binek hayvanının, sahibi üzerinde birtakım hakları vardır:

 

1. "Önce hayvanın karnını doyursun" Gidilecek yere varıldığında, binek hayvanın sahibi önce binek hayvanın karnını doyursun. Sakın önce kendi karnını doyurup, hayvanı aç ve susuz kendi haline bırakmasın..

 

2. "Bir suyun kenarından geçtiği zaman binek hayvanına suyu sunsun." Hayvan susadığını söyleyemez. Dolayısıyla su kenarından geçtiğinde durmalı, hayvan eğer susuzsa susuzluğu giderilmelidir..

 

3. "Hayvanın yüzüne vurmasın." Hayvan yavaş ilerlediğinde, sahibi hızlanmasını istiyorsa hayvanın yüzüne vurmasın. Zira hayvan kendi âleminde Allah'ı tespih etmekle meşguldür, insanlar onun tespihini idrak etmese de bu böyledir![3]

 

4. "Düşmanla savaş durumu hariç, durakladığı zaman hayvanın üzerinden insin." Yolculuk sırasında binek üzerindeyken biriyle karşılaşıldığında durup bineğin üzerindeyken sohbet edilmemelidir. Binekten inip sonra hal hatır edilmelidir. Bu savaş durumunda ise böyle değildir..

 

5. "Binek hayvanın sahibi, hayvana gücünün yetmeyeceği yükü yüklemesin."

 

6. "Bineğin üstüne gücünün yetmeyeceği kadar kişi binmesin."[4]

 

Gördüğünüz gibi hak konusu çok geniş bir konudur. Eğer bir hayvanı kullanma hakkım varsa, onun da benim üzerimde hakkı vardır. Şunu unutmayınız, Peygamberimiz bu uyarıları yaptığında, o zamanın toplumunda bırakın hayvan haklarını, insanın bile değeri yoktu! Cinayetler, başkalarının haklarına tecavüz ve yağma normal şeylerdi! Kız çocukları diri diri gömülür,[5] erkek çocukları putlarının dibinde kurban edilirdi![6] Yani insanın bile hakkı yoktu, hayvanın nasıl olsun?! Bu yüzden öyle bir zamanda öyle bir topluma bu uyarılarda bulunmak mucizedir!!

 

İslam'da hak konusu çok önemlidir. Bu nedenle İmam Seccad (as) çok değerli bir kitap olan Hukuk Risalesi'nde herkesin hakkını dile getirmiştir.  Bu kitap İmam Seccad'ın çok bereketli etkiler bıraktığı sözlerini içerir. Tıpkı Ariflerin İmamı İmam Seccad'ın bir diğer bereketli etkileri olan Sahife-yi Seccadiye kitabı gibi.

 

Hak ve hukuk konusunu bu şekilde açıkladıktan sonra, evladın hakları konusuna geçebiliriz.

 

Çocukların Ebeveynleri Üzerindeki Hakları

 

Okumalarımız neticesinde evladın, ebeveyni üzerinde 10'dan fazla hakkı olduğunu gördük.

 

Peygamberimiz (saa) buyurmuştur:

 

"Evladın babası üzerinde şu hakları vardır: çocuğunu öğretim görmesi için okula göndermelidir, atıcılık ve yüzmeyi öğretmelidir, helal lokmayla beslemelidir ve evlenme çağı geldiğinde onu evlendirmelidir."[7]

 

Gördüğünüz üzere evladın beş hakkı bu rivayette zikredilmiştir. İlk olarak anne ve babanın vazifesi çocuklarının okuma-yazma öğrenmelerini sağlamaktır. Bu vazifeleri oldukça önem arz ediyor.

 

Diğer bir hak ise yüzme öğretmeleridir. Evlatları olur da bir gün suda boğulma tehlikesiyle karşılaşırsa bu şekilde tehlikeyi atlatabilir.

 

Evladın diğer bir hakkı da ona atıcılığı öğretmeleridir. (Bazı gençler yanlış yaparak askerlik vazifelerini yerine getirmiyor. Hâlbuki askerde silah kullanmayı öğrenecekler ve problemlerle karşılaşıp onlarla mücadele edecekler)

 

Diğer bir mesele, anne ve baba evlatlarına helal lokma yedirmelidir. Zira haram lokmanın insanın üzerinde olumsuz etkileri vardır.

 

Evlat evlilik yaşına geldiğinde diğer bir hakkı da doğmuş olur. Anne ve baba kolları sıvayarak evlatlarını evliliğe hazırlamalıdır.

 

Hz. Ali’den (as) şöyle bir rivayet nakledilir:

 

"Evladın babası üzerindeki hakları şunlardır: ona iyi bir isim seçmelidir. İyilikle onu terbiye etmelidir. Ve ona Kur'an öğretmelidir." 

 

Burada da evladın üç hakkı zikredilmiştir. Evlada iyi bir isim seçmek onun önemli haklarından biridir. Fakat ne yazık ki günümüzde bu konuya yeterince dikkat edilmiyor. Çocuğa uygun olmayan anlamsız isimler seçildiğinde çocuk büyüdüğü zaman isminden dolayı utanacaktır.

 

Anne ve babalar dikkat buyursunlar, isim seçmede tek kriter anne ve babanın hoşuna giden bir isim olması değildir. İsmi, evladı düşünerek seçmek gerekir. İleride utanabileceği bir isim seçilmemelidir. Elbette şunu da belirteyim; çok şükür en fazla kullanılan isimler erkekler için Muhammet, Ali, Hasan ve Hüseyin iken, kızlar için Fatıma ve Zeynep'tir. Ancak az da olsa uygunsuz isimlerin olması Müslümanlara yakışmaz.

 

Evladın diğer bir hakkı ise iyi terbiye edilmesidir. Anne ve babalar çocuklarına, büyüklerine ve küçüklerine nasıl davranmaları gerektiğini öğretmelidir. Çocuk nerede konuşup nerede susması gerektiğini bilmelidir. Bu ve benzeri edep kurallarını ebeveyn, evlatlarına öğretmeli, onları eğitmelidir.

 

Evladın bir diğer hakkı ise, ebeveynin ona Kur'an öğretmesidir. Eğer anne ve babanın kendi öğretme imkânı yoksa çocuğunu Kur'an öğretilen kurslara göndermelidir. Zira her şey Kur'an-ı Kerim'dedir.

 

Tefsir-i Numune'yi yazmaya başladığımızdan bu yana, bizlere herhangi bir konuyla ilgili sohbet vermemiz tavsiye edildiğinde ya da bir konuyla ilgili görüş belirtmemiz istendiğinde gördük ki onun kökü Kur'an'dadır. Hakikaten Kur'an her şeyi açıklıyor.[8] Bu sebeple ebeveynler evlatlarına bu kaynağı öğretmelidir.

 

Evladın haklarıyla ilgili diğer bir rivayet ise yine İslam Peygamberi'nden (saa):

 

"Evlatlarınızı üç özellik üzerine terbiye ediniz. Peygamberi sevmek, Peygamber'in Ehl-i Beyt'ini sevmek ve Kur'an okumak"

 

Evladın bir diğer hakkı, ebeveyninin ona Peygamberini tanıtmasıdır. Anne ve babalar Peygamber sevgisini evlatlarının yüreğine yerleştirmelidir. Ebeveynler Hz. Ali'nin velayeti, diğer Masum İmamlar ve özellikle İmam-ı Zaman (af) konusunda evlatlarını eğitmelidir.

 

Evladın bir diğer hakkı yukarıda arz ettiğimiz üzere onu Kur'an ile eğitmekti. Bir diğeri de ona Kur'an okumasını öğretmektir. Yani evladınız Kur'an okumayı öğrendikten sonra, her gün Kur'an okuması gerektiğini öğretin. Tercümesini de okumasını söyleyin. Ne kadar imkânı varsa o kadar okusun.

 

Hz. Peygamber bir diğer hadisinde şöyle buyurmuştur:

 

"Çocuklarınız yedi yaşına gediğinde namaz kılmalarını söyleyin."[9]

 

Elbette erkekler on beş yaşına, kızlar da dokuz yaşına gelince mükellef olurlar. Ancak Peygamberimiz, çocuklarımızın mükellef olduklarında zorlanmamaları için yedi yaşına geldiklerinde onları namaza alıştırmamızı tavsiye ediyor.

 

İmam Cafer-i Sadık (as) şöyle buyuruyor:

 

"Bizler, çocuklarımız yedi yaşına geldiğinde onlara tutabildikleri kadar oruç tutmalarını tavsiye ediyoruz."

 

Elbette bu yaşta oruç da gerekli değildir. Ne kadar tutabilirlerse o kadar tutsunlar. Ne zaman acıksalar o zaman oruçlarını açsınlar. Bu şekilde mükellef olana kadar alışacaklardır.

 

Resulullah (saa) şöyle buyurmuştur:

 

"Allah (cc), evladına iyilik yapması için iyilikle yardım eden kimseye rahmet etsin. O kimse evladı hata yaptığında hatasından geçer. Yalnız kaldığında Allah'tan evladını bağışlaması için dua eder."

 

Soru: Anne ve babalar çocuklarını iyi işler yapmaya nasıl teşvik etmeli?

 

Cevap: Çocukları hata yaptığında çok tepki göstermemeli, aksine onlara nasihat etmeli ve bağışlamalıdır. Bu şekilde çocuk, anne ve babasına daha çok mahabbet ve saygı duyacaktır. Anne ve babalar evlatlarının muvaffak olmaları için dua etmelidir.

 

Sonuç olarak evladın ebeveyni üzerinde çok hakkı vardır, bunlardan gaflet etmemek gerekir. Evlatlarımız Allah'ın bizlere emanet ettiği İlahi sermayelerdir. Bu emanete ihanet etmemek için dikkat etmemiz gerekir. Örneğin çocuklarımız biraz büyüdüğünde, çocukluktan alışmaları için onlara kumbaralarında biriktirdikleri paradan hums vermeyi öğretelim. Biz çocuklarımızı böyle alıştırdık. Bu şekilde humsa alışmayanların hums verme vakitleri geldiğinde zorlandıklarını görüyoruz.

 

Tüm Müslümanların, Ali dostlarının, İmam-ı Zaman âşıklarının bu haklara riayet etmesi ne güzel olurdu değil mi?

 

İslam sadece dua, ziyaret, tevessül dini değildir. Birçok yol gösterici düsturları vardır, bu dersimizde açıklamaya çalıştığımız gibi çocuk hakları da onlardan biriydi.

 

 

 

 


[1] Nehcü'l Belaga 216. Hutbe

[2] Mizanu'l Hikme c.8, s.289

[3] İsra/44

[4] Vesailü’ş-Şia c.8

[5] Nahl/59

[6] En'am/137

[7] Nehcu'l Fesaha s.268

[8] Nahl/89

[9] Kenzu'l Ummal c.16, s.440

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler